Amasyalıdır. Hüseyin bin Mehmed oğludur. Evâ’il-i hâlinde [483] Silahdârân zümresine girip devr-i hidemât ederek sadr-ı esbak Râgıb Mehmed Paşa’nın riyâsetinde dâ’iresine intisâb etdi. Vezâretinde ağalarından olup sadâretinde kahvecibaşı oldu.

Sadr-ı müşârün-ileyhin 1176 senesi ramazânında irtihâli üzerine Amasya mukâta’ât emîni olarak geldi. 1180’de ma’zûlen İstanbul’a gidip müşâhere-hâr oldu ya’nî tekâ’üd vazîfesi aldı. 1181 târîhli müşâhere-hârân defterinde “Hasan Hüseyin Amasya an-silahdârân” ve 1186 târîhli müşâhere-hârân defterinde “Hasan Hüseyin Amasya kahveci-i Râgıb Paşa” diye görüldü.

1188’de Amasya mukâta’ât mültezimi olup 1191’de vefât etdi. Üsküdar’da Seyyid Ahmed Deresi’nde medfûndur. Ashâb-ı servet ü yesârdan bir kimse idi. Mahdûmları Ahmed Rıf’at, Hüseyin Tâlib Efendilerle Mehmed, Mustafa Ağalardır. Bunlara “Hindîzâdeler” dendi. Kızıl çehreli olduğu münâsebetle Râgıb Mehmed Paşa buna “Hindî Ağa” demişti. [484]