Divan şairleri yaşadıkları ya da ziyaret ettikleri şehirleri anlatan manzumeler yazmış, bu şiirlerde şehrin yapılarını, suyunu, bahçelerini ve insanlarını kendi gözleriyle kaydetmiştir. Amasya da bu türden şiirlere konu olan kentlerdendir. Bu bölüm, konusu ya da yazılış vesilesi doğrudan Amasya olan eski şiirleri bir araya getirir; seçimde şiirin tam metninin güvenilir bir neşirden okunabilmesi esas alınmıştır.

Dizide beş şiir yer alır. İlki, Amasyalı Hızrî Mehmed Bey'in Âb-ı Hayat adlı manzum risalesinin, eserin Amasya'da tamamlandığını söyleyen son beyitleridir. Gelibolulu Mustafa Âlî'nin nakaratı Amasya'ya seslenen müseddesi, şairin 1595'teki Amasya sancakbeyliği sırasında yazılmıştır. Amasya müftüsü Abdurrahman Kâmil Efendi'nin elli beş beyitlik mesnevisi, 1892'de Şeyh Şâdî türbesinin yeniden yapımı vesilesiyle kaleme alınmıştır. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsameddin'in Asrî mahlasıyla yazdığı otuz yedi bentlik murabba, redifi "Amasya" olan ve kenti semt semt dolaşan uzun bir şehir şiiridir. Ahmed Remzi Akyürek'in Üsküdar'dan gönderdiği Amasya İçin gazeli ise camileri, Yeşilırmak'ı, su dolaplarını ve elmasıyla kentin hatırasını anlatır.

Her şiir özgün metniyle birlikte günümüz Türkçesine aktarılmış, şiirde anılan yerler, kişiler ve olaylar yorum bölümünde açıklanmıştır. Bu şiirler kentin yapılarını ve semtlerini XVI. yüzyıldan XX. yüzyılın başına kadar farklı dönemlerin gözüyle gösterdiği için Amasya Tarihi ve Gezilecek Yerler bölümlerindeki yazılarla birbirini tamamlar.