Amasyalıdır. Meşâhîr-i ümerâdan Sivas ve Karaman ve havâlîsi emîri olan Kürtoğlu el-Hâc Kutlu Şâh’ın ikinci mahdûmudur. Buna “Hacı Şâdgeldi Pâdişâh” da dendi. Takrîben 722 sene-i hicriyyesinde Amasya’nın cenûbunda kâin Kâyı Kürtler Çiftliği’nde doğdu.
Vâlidesi Sultân Tâceddin Altûnbâş Selçûkî kerîmesi olup “Hundî Şâh Hâtun” demekle meşhûr idi. [5] İbtidâ Amasya kâdı’l-kudât’ı Mevlânâ İmâdeddin Ömer bin el-Hâllâtî’den mukaddimât-ı ulûmu görüp sonra Mevlânâ Şemseddin Mehmed es-Sagîr en-Nahcuvânî, Mevlânâ Şerefeddin Mehmed el-Herevî, Mevlânâ Bahâeddin Mehmed el-Kübrevî gibi efâzıl-ı ulemânın dârü’l-ifâdelerinde ikmâl-i tahsîl etdi.
Cedd ü pederi Kayseriyye emîri oldukları esnâda Kayseriyye ulemâsından da istifâde edib Kadı Burhaneddin Ahmed Kayserî ile orada buluşdu. Pederi Hacı Kutlu Şâh sâyesinde nâil-i emâret olup 757 hudûdunda Kayseriyye Beyi olarak parladı.
760’da Eratnâ Hânzâde Ca’fer Bey Kayseriyye’de emîr olduğu esnâda Amasya emîri olarak sene-i mezbûre şevvâlinde vatanına geldi. Pederinin i’lân-ı istiklâlinde “Şâhzâde” unvânıyla nüfûz ve ikbâli artıp müstakillâne emâret etdi.
762 senesinde pederi ve birâderi Şehâbeddin Ahmed Şâh Karamanlıların harbinde maktûlen vefât etdikleri cihetle Amasya’da mevkii sarsıldı. Halfetzâde Emîr Şücâeddin Süleyman Bey’in galebesiyle Amasya emâretinden çekilip Turhal’a [6] gitdi. Amcası Şerefeddin Doğan Şâh’a dehâlet etdi.
Burada etrâf beylerini kendisine celb ve istimâlet ederek Amasya beylerinden Torumtayzâde Siraceddin Mehmed Bey’in müzâharetiyle Amasya’ya döndü. Kaynar mevkiinde Halfetzâde Süleyman Bey’i ve tarafdârlarını harben mâğlûb ederek 763 senesi evâilinde Amasya’ya muzafferâne girdi. Bu defa i’lân-ı istiklâl ederek Amasya emîr-i kebîri ve hükümdârı oldu. Beylerbeyi unvânıyla iştihâr etdi.
Amasya havâlîsinde kendisine muârız olan beyleri iktidâr ve adâleti sâyesinde dâire-i inkiyâdına alıp Tokat, Çorum, Samsun, Sinop, Amasya vilâyetlerinden müteşekkil bir hükûmet vücûda getirdi. Amasya şehrini merkez-i hükûmet ittihâz etdi.
İç kale nâmıyla meşhûr olan Amasya’nın İçerişehri şarkında kâin ve mağaraların önünde bulunan sarayda ikâmet edib şâhâne yaşadı. Sarayının mukâbiline tesâdüf eden Yeşilırmak’ın cenûb sahîlinde güzel bir câmi-i şerîf ve yanında dârü’l-ilim unvânıyla bir medrese [7] yaptırdı.
Yukarı Kale’de kâin sarayı da pek muhteşem olup yazın bu sarayda ve kışın aşağı sarayında ikâmet ederek ulûm ve maârifin neşrine çalışdı. Etrafta meşhûr olan ulemâyı Amasya’ya celb ederek onların maîşetlerini te’min edib Amasya’yı muazzam bir dârü’l-fünûn haline koydu.
Bu sûretle yirmi yıl kadar Amasya’da hükûmet edib evâhir-i emâretinde Kadı Burhaneddin Kayserî kendisine muârız bir vaziyet aldığından aralarında bir kaç defa muhârebe oldu. Cümlesinde galebe ederek Kadı Burhan’ın Amasya üzerindeki ihtirâsâtını kırmışdı.
Çünkü Kastamonu hükümdârı Bâyezîd Bey’in kerîmesini oğlu Ahmed Paşa’ya tezvîc ederek müşârün-ileyh ile akd-ı musâhere etdiği gibi Ankara’yı zabt eden Osmanlı pâdişâhı Sultân Murâd-ı Evvel ile akd-ı ittifâk ederek Kadı Burhan’a karşı mevkiini tahkîm etmişdi. Karahisâr-ı Şarkî emîri Melik Ahmed Bey’i de dâire-i inkiyâdına almışdı.
Ancak hasmı olan Kadı Burhan kendisinin istiklâl [8] ve inkişâfına sâhib-i tercemeyi mâni’-i kavî gördüğünden bir takım tezvîrâta kıyâm ederek beyleri kendi tarafına celb etmek için sâhib-i tercemeyi ümerâ ve halk arasında küçük düşürecek âdîlikleri irtikâb etdi.
Bu sûretle aralarında açılan muhârebede askerinin bir kısmı olan Kara Tatar, Kadı Burhan tarafına geçdiğinden ve ba’zı ümerânın da hıyânetinden dolayı 783 senesi ramazanında harben maktûl olup cesedi Halfet Gâzi Türbesi mukâbilinde kâin türbesinde defnedildi.
Târihimizin birinci bâbında mufassalan tercemesi yazılan Emîr-i müşârün-ileyh Hacı Şâdgeldi Paşa, âlim, kâmil, fâzıl, gâyet âdîl, muktedir, pek siyasî, kerîm, munsıf, müdebbir bir hükümdâr idi.
Şehzâdeleri, Seyyideddin Mehmed, Fahreddin Ahmed, Musliheddin Mustafa beylerdir. Kerîmelerinden Safa Paşa Hâtun, Ma’sûme Hundî Hâtun, Bula Şâh Hâtun, Cihan Şâh Hâtun ma’lûm olabildi. Bunlardan her birinin türbeleri, vakıfları olduğu münâsebetle taharriyâtdan anlaşıldı. [9]
Hacı Şâdgeldi Paşa siyâsî ve iktisâdî sahalarında pek yüksek bir varlık gösterdi. Amasya’da yaptırdığı darbhânede kendi nâmına sikke bastırdı. Hutbe okutdu, kağıthâne yaptırdı, güzel ve zarîf kağıtlar çıkardı. Hükûmetin ticâretini yükseltdi.
Zamân-ı hükûmetinde Amasya emâreti, Küçük Asya’nın ortasında gâyet medenî parlak bir hükûmet idi. Hayfâ ki Kadı Burhan’ın ihtirâsât ve tezvirâtı böyle parlak bir emâreti yâr başına getirmişdi.
Hacı Şâdgeldi Paşa’nın nâmına basılmış olan sikkelerden bir tânesi Köprü kazâsında hâkim iken elime geçmişdi. Gümüş ve şeklen murabba’ idi. Hayfâ ki Amasya harîkinde hânemden eşyâyı çıkardığım esnâda zâyi’oldu.
Müşârün-ileyhin Amasya’da Halfet Gâzi Türbesi karşısında kâin Kadı Çeşmesi üzerinde nâmı mahkûk olması sâyesinde kabri, terceme-i hâli, sülâlesi yıllarca devam eden araştırmalardan bulunabildi. Bundan dolayı Kadı Burhan nâmına yazılan “Bezm ü Rezm” ve Amasya Hükûmeti meydana çıkarıldı. [10]
Hacı Şâdgeldi Paşa’nın dört mahdûmundan dört kol sülâlesi türedi. Sırası geldikçe her biri yazılır. En son nesli es-Seyyid Mehmed Şâhid Bey bin es-Seyyid el-Hâc Abdullah Bey bin Abdî Bey bin el-Hâc Osmân Bey bin Ömer Paşa’dır. Bunun tercemesi karîben yazılır.
Toz toprak altında kalmış adı unutulmuş olan müşârün-ileyhin türbesini ben meydana çıkardım. Târihimizin birinci ve üçüncü ciltlerinde seng-i mezârında mahkûk olan yazılarda kitaplarda yazılmış olan vasıfları yazılıydı. Burada tekrâra hâcet yokdur.
Hacı Şâdgeldi Paşa ve evlâd ve ahfâdı Amasya’nın medâr-ı iftihârı olmuşlardı. Sülâlesinden nice vüzerâ, ümerâ, ulemâ çıkdı. Bulabildiklerim târihimizde yazıldı. Amasya hükûmeti saltanat-ı Osmâniye’ye tâv’ân ve rızâsıyla iltihâk eylediğinden sülâlesi mükerremâne yaşadı.