Amasyalıdır. “Ilıca” demekle meşhûr olan Geldiklân Hamamı civârında çiftliğinde ikâmet eylediğinden “Ilıcalı” demekle meşhûr idi. Halk arasında “Delice” denmişdi. [315]

Nasûh Beyzâde Süleyman Bey’in birâderizâdesi Mehmed Bey’in oğludur. Züamâdan iken Amasya Alaybeyi olarak Şirvân muhârebâtında isbât-ı liyâkât ederek terakkiyât oldu. Ancak gayr-ı Türklerin yolsuzluklarından dolayı 1008’de erbâb-ı ihtilâle iltihâk etdi.

Amasya eşrâf ve ulemâsının mü’essir nasihatları üzerine Deli Zülfikâr Beyle beraber isyândan vazgeçdiğinden kendisine 1012 rebîülevvel gurresinde Amasya sancağı beyliği verildi. Bu esnâda ihtilâl büyüklerine vezâret ve mîr-i mîrânlık verildiğinden kendisine Amasya Beyliğini az gördü.

1012 recebinin on sekizinci günü Üçüncü Sultân Mehmed’in vefâtı üzerine ahvâl ve harekâtı değişdi. Erbâb-ı ihtilâlin kumândânları gidince ihtilâlcilerin başına geçdi. 1012 senesi zilhiccesinde istiklâlini i’lân ederek nâmına cebren hutbe okutdu. Kendisine “Sultân Tâhir Hân” dedirdi.

Da’vası pek câzibdi. Baba tarafından sülâlesi Amasya hükümdârı Hacı Şâdgeldi Paşa’ya ve ana tarafından da Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Ahmed’e müntehî olduğunu [316] iddia ederdi.

Şu harekât-ı bâğiyânesi Birinci Sultân Ahmed’in ma’lûmu oldukda mîr-i mîrânlık va’diyle Hüdâvendigâr (Bursa) sancâğı Beyliğine 1013 şa’bânı evâsıtında ta’yin edildiği fermânı kendisine tebliğ edildi. Diğer tarafdan da Sivas vâlisi Ahmed Paşa’ya i’dâmı fermânı geldi.

Eşrâf ve a’yânın nasihatları kendisini yola getirdiğinden Amasya’dan çıkıp Bursa’ya doğru hareket etmişdi. Lâkin Bursa sancağına ta’yin beklerken Ankara Beylerbeyinin kuvvetleri kendisini Bursa civârında basıp 1013 şevvâlinde harben i’dâm edilebildi.