Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün mefâ‘ilün fa‘lün (hafif bahri; vezni biz belirledik)
Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki Arap harfli metin (baskıda bitişik yazılmış ilk iki kelime grubu ayrılmıştır):
هذه حجة مبانيها
أسست بالوثوق تأسيسا
صح عندي جميع محويها
لن تري في السطور تلبيسا
صار عبد العزيز كاتبها
قاضيا في ديار مغنيسا
Latin harfleriyle okunuşu (okuma bizimdir):
Hâẕihî ḥuccetun mebânîhâ
Üssiset bi'l-vüs̱ûḳi te'sîsâ
Ṣaḥḥa ʿindî cemîʿu maḥvîhâ
Len terâ fi's-suṭûri telbîsâ
Ṣâra ʿAbdü'l-ʿAzîzi kâtibuhâ
Ḳâḍiyen fî diyâri Maġnîsâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu bir hüccettir; temelleri sağlamlıkla, iyice kurulmuştur.
2. İçindekilerin hepsi bence doğrudur; satırlarında hiçbir hile, aldatma göremezsin.
3. Onu yazan Abdülaziz, Manisa diyarında kadı olmuştur.
Aktarım, neşri hazırlayanın dipnottaki çevirisine dayanır: "Bu hüccetin yapısı sapasağlam kurulmuştur, Muhtevâsının tamamı benim nezdimde doğru olup satırlarında herhangi bir yalan-yanlış, aldatma göremezsin, Onun katibi Abdülaziz Manisa diyarında Kadı olmuştur."
Edebî ve Tarihî Yorum
Bu üç beyit, bir resmî belgenin altına yazılmış bir onay metnidir. Osmanlı kadıları, mahkemede düzenlenen ve bir hakkı ya da bir işlemi kayda geçiren belgelere "hüccet" derdi ve bunların altına onay ifadesiyle birlikte imzalarını atardı. Hüsameddin'in deyişiyle Abdülazîz Efendi, "Manisa kadısı iken şu imzâyı yazmışdır": kadı, onay cümlesini şiirle kurmuştur. Üç beyit bir onay formülünün üç unsurunu sırayla verir. İlki belgenin sağlam temellere dayandığını, ikincisi içeriğinin kadının nezdinde doğru olduğunu ve satırlarda hile bulunmadığını, üçüncüsü de yazanın adını ve görevini söyler. Son beyitteki "kâtibuhâ" (onu yazan) sözü, kadının belgeyi bizzat kaleme aldığını ya da altına bu onayı kendi eliyle yazdığını gösterir.
Beyitlerin kendi içinde ince bir düzen vardır. İlk mısraların hepsi "-hâ" sesiyle, ikinci mısraların hepsi "-îsâ" sesiyle biter; "te'sîsâ", "telbîsâ" ve "Maġnîsâ" kafiyesi, Manisa'nın Arapça adını bir hukuk terimleri dizisinin içine yerleştirir. Birinci beyitte "mebânî" (yapılar, temeller) ile "te'sîs" (temel atmak), belgeyi bir binaya benzeten bir mimari dil kurar; ikinci beyitte "suṭûr" (satırlar) ile "telbîs" (hile, karıştırma), belgenin yazı yüzüne döner. Hüsameddin'in "üç dilde şair" diye tanıttığı Abdülazîz'in Arapça şiiri bu beyitlerden ibaret kalmıştır ve bu yüzden onun şairliğine dair tek somut örnek, mahkeme salonunda doğmuş bu manzum onaydır.
Belgenin tarihi bilinmez. Abdülazîz Efendi Manisa'da, kadılık yolunu seçtikten sonra ve Trabzon kadılığından istifa etmeden önce bulunmuştur; Hüsameddin bu görevlerin yıllarını vermez. Hüccetin ne hakkında olduğu, bugün nerede bulunduğu ve Hüsameddin'in bu satırları nerede gördüğü de kaydedilmemiştir. Latin harfli okunuş ve vezin bu çalışmaya aittir; Arapça metindeki "تري" yazımı, Arapça imlada "ترى" biçiminde beklenir ve burada baskıdaki gibi bırakılmıştır. Ümm-i Veledzâde ailesi ve Abdülazîz'in kadılıklarla, müftülükle geçen hayatı Ümm-i Veledzâde Abdülazîz Efendi yazısında ele alınır.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 11, s. 521 (e-kitap s. 518), "Abdülazîz Efendi-Ümm-i Veledzâde" maddesi ve 162. dipnot. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page518.html
Çevrimiçi kaynaklar

