Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Gülşen-i hüsnünde açmış lâle sünbül yâsemen
Gül cemâlin fark olunmaz gülden ey nâzik-beden
Ruhların gülden gül-âb almış lebinden bâdenin
Sâkiyâ peymâne devr itdin mi Cem bezminde sen
Kıldı âfâkı mu'attar bûy-ı zülfün ba'de-zîn
Hâke düşsün nâfesi yine harâb olsun Huten
Hâb-ı nâzından imızganmış çözülmüş dügmeler
Cism-i pâk-i nâzeninden sen de çık ey pîrahen
Âsım-ı mestim reh-i aşkında lâyıkdır bana
Der-be-der Mecnûn olup gerdâna takdırsam resen

Günümüz Türkçesiyle

1. Güzelliğinin gül bahçesinde lâle, sümbül ve yasemin açmış. Ey nazik bedenli sevgili, gül yüzün gülden ayırt edilemiyor.

2. Yanakların gül suyunu gülden almış, şarap da (rengini) dudağından. Ey saki, kadehi Cem'in meclisinde sen mi dolaştırdın? (Beyit iki türlü anlaşılabilir; Hüsameddin'in okuyuşuna göre ikinci yarım: yanakların gülden gül suyu, dudağından şarap renginde olmuş.)

3. Bundan böyle zülfünün kokusu ufukları güzel kokuya boğdu. Misk keseleri yere düşsün, Hoten yine harap olsun. (Hoten, misk ceylanının yurdu sayılan Orta Asya şehridir; sevgilinin zülfü yanında onun miski değersizdir.)

4. Naz uykusunda uyuklamış, düğmeleri çözülmüş. Ey gömlek, o temiz ve nazlı bedenden sen de çık.

5. Ben sarhoş Âsım'ım; senin aşkının yolunda Mecnun olup kapı kapı dolaşmak ve boynuma ip taktırmak bana yaraşır.

Edebî ve Tarihî Yorum

İki Kaynak, İki Okuyuş

Gazelin tamamı Fatîn Dâvud'un Hâtimetü'l-eş'âr'ında, Ömer Çiftçi'nin hazırladığı neşirde yer alır; buradaki metin Yunus Kaplan'ın Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesindeki aktarımdır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar da Amasya Tarihi'nde Fatîn'den yalnız ilk iki beyti alır. İki metin arasındaki asıl ayrılık ikinci beytin ilk mısraındadır: Hüsameddin "Ruẖlarıň gülden gülâb olmuş lebüňden bâde renk" diye okur, neşir "Ruhların gülden gül-âb almış lebinden bâdenin" der. İlk okuyuş yanakları gül suyuna, dudağı şarap rengine bağlayan düzgün bir karşılaştırma kurar; ikincisinde "bâdenin" sözü cümleyi kapalı bırakır ve beyit ancak "şarap da rengini dudağından almış" diye tamamlanarak anlaşılır. Farkın yazmalardan mı, okuyuştan mı doğduğu neşir görülmeden söylenemez. Kaynaklar vezni belirtmez; gazelin fâilâtün kalıbıyla yazıldığını biz saptadık.

Bahçeden Gömleğe

Şiir bahar tablosuyla açılır ama gittikçe sevgilinin bedenine yaklaşır. İlk beyitte güzellik bir gül bahçesidir; lâle yanağı, sünbül saçı, yasemin teni çağrıştırır ve yüz ile gül birbirinden ayırt edilemez. İkinci beyit bahçeden meclise geçer: gül suyu ile şarap, gül ile dudak eşleşir, efsanevî İran hükümdarı Cem'in işret meclisi anılır. Üçüncü beyitte koku bütün ufku tutar ve Hoten'in miski, ceylanın misk kesesi toprağa atılacak kadar değersizleşir. Dördüncü beyit gazelin en cesur yeridir: naz uykusuna dalmış, düğmeleri çözülmüş bir sevgili ve ondan "sen de çık" diye uzaklaştırılmak istenen gömlek. Mahlas beytinde şair kendini Leylâ ile Mecnûn hikâyesindeki boynu ipli, kapı kapı gezen Mecnun'a benzetir; "mest" sıfatı da meclisle açılan halkayı kapatır.

Bir Âyanın Şiiri

Fatîn'in "vasat" hükmü bu beyitlerde görülen hazır mazmunlarla açıklanabilir. Yine de şiir, Amasya sancağını yöneten, sürgün ve af arasında yaşayan bir âyanın meclis kültürüyle ne kadar iç içe olduğunu gösterir. Şairin sürgünle af arasında geçen hayatı Âsım İbrâhim Bey (Yeğenzâde) yazısında anlatılmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar