Özgün Metin
Şu denlü tîr-i dil-dûzun tenimde cây-gîr oldu.
Benim her üstühânım sanki bir kandîl-i tîr oldu.
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül delen okların bedenime o kadar çok yerleşti ki her kemiğim sanki bir "kandîl-i tîr" oldu. (Son tamlamanın anlamı kesin değildir; olası okunuşlar yorumdadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Câmî Ahmed Efendi'den kalan tek beyit budur. İki mısraı da "-îr oldu" sesiyle biter; redif "oldu", kafiye "cây-gîr" ile "tîr" kelimeleridir. Mısraların kafiyeli olması beytin bir gazelin matlaı olduğunu gösterir; gazelin geri kalanı kayıptır. Hüsameddin beyti Kafzâde Fâizî'nin tezkiresinde gördüğünü söyler. Kafzâde'nin tezkiresine ulaşılamadığı için metin Hüsameddin'in baskısındaki gibi, mısra sonlarındaki noktalarla birlikte verilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, sevgilinin bakışlarını âşığın bedenine saplanan oklara benzeten bilinen mazmunu son sınırına kadar götürür. Oklar yalnız gönle değil, bütün bedene yerleşmiştir; "cây-gîr olmak" yer tutmak, yerleşip kalmak demektir. İkinci mısrada her kemik, oklarla dolu bir şeye dönüşür. Buradaki "kandîl-i tîr" tamlaması iki türlü anlaşılabilir. "Tîr" ok demektir ve tamlama "ok kandili" diye okunursa, okların saplandığı kemik, kollarından ışıklar sarkan bir avizeye ya da asılı bir kandile benzetilmiş olur. Farsçada Utarit gezegeninin adı da "Tîr"dir; bu okuyuşta kemik, Utarit'in parlayan kandili gibidir. Hangisinin kastedildiğini gösteren bir açıklama yoktur ve iki okuma da bizimdir.
Beyitte "tîr" kelimesi iki kez geçer: ilk mısrada açıkça ok anlamında, ikinci mısrada kafiye kelimesi olarak. Aynı kelimenin farklı yerlerde tekrarlanması, ikinci geçişin ayrı bir anlam taşıyabileceğini düşündürür; bu da tevriye ihtimalini güçlendirir. Ok, ten, kemik ve kandil arasında kurulan bağ, aşk acısını bedenin içinden yanan bir ışığa çevirir.
Tarihî Bağlam
Yazılış tarihi belirsizdir, yalnız bir üst sınırı vardır. Kafzâde Fâizî 1622'de öldüğüne göre beyit tezkireye bu tarihten önce, Câmî'nin sağlığında ya da 1610'daki ölümünü izleyen on iki yıl içinde girmiştir. Şairin Amasya kadılığını ve ailesini Câmî Ahmed Efendi yazısı anlatır.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 82 (e-kitap s. 502). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page502.html
- Sabahattin Küçük, "Kafzâde Fâizî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 162-163. https://islamansiklopedisi.org.tr/kafzade-faizi
Çevrimiçi kaynaklar

