Câmî Ahmed Efendi, XVI. yüzyılın sonu ile XVII. yüzyılın başında yaşamış Amasyalı bir kadı ve şairdir. Amasya'da Mehmed Paşa türbesinin önünde yatan Halvetî şeyhi Habîb-i Karamânî'nin torunlarındandır; kadılık mesleğinde ilerleyip bir ara kendi şehrinin kadısı olmuş, ömrünü İstanbul'da Eyüp naibi olarak tamamlamıştır. Hakkında bilinenlerin hemen tamamı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki kısa maddeye dayanır. Şiirinden tek bir beyit kalmıştır; Hüsameddin onu Kafzâde Fâizî'nin tezkiresinde gördüğünü yazar. Hüsameddin'in maddesi sitede Câmî Ahmed Efendi-Habîbzâde sayfasında bütünüyle okunur.
Hüsameddin'in Kaydı
Madde, sekizinci cildin "cim" bölümünde, Şehzade Ahmed'in nişancısı Kutbzâde Câmî Ahmed Çelebi'ninkinin hemen ardından gelir:
Câmî Ahmed Efendi-Habîbzâde Amasyalıdır. Amasya'da Mehmed Paşa türbesi önünde medfûn olan eş-Şeyh Habîb-i Karamânî Hazretleri'nin ahfâd-ı kirâmından ve ulemâdan Abdulbâkî Efendi bin Ahmed Efendi bin eş-Şeyh Habîb-i Karamânî mahdûmudur. Amasya'da tahsîl-i ulûm edib meslek-i kudâta girdi. Hayli kasabât u bilâda kâdı oldu. Bir kaç def'a İstanbul'a gidip terakkî gördü. 1006'da Amasya kâdısı olup, Karayazıcı Abdulhalîm Amasya sancâğı Beyi olduğu 1008 senesi muharreminde İstanbul'a gitdi. Bundan sonra Medîne-i Ebâ Eyyûb el-Ensârî nâibi olup 1014'de tekâ'üd edildi. 1019'da dâr-ı bekâya rihlet etdi. Ebû Eyyûb-i Ensârî türbesi civârında medfûndur. Âlim, fâzıl, şâir idi.
Günümüz Türkçesiyle: Câmî Ahmed Efendi Habîbzâde Amasyalıdır. Amasya'da Mehmed Paşa türbesinin önünde gömülü olan Şeyh Habîb-i Karamânî hazretlerinin değerli torunlarından ve âlimlerden Abdülbâki Efendi'nin oğludur; Abdülbâki Efendi, Ahmed Efendi'nin, o da Şeyh Habîb-i Karamânî'nin oğludur. Amasya'da ilim tahsil edip kadılık mesleğine girdi. Pek çok kasaba ve şehirde kadılık yaptı. Birkaç kez İstanbul'a gidip yükseldi. 1006'da Amasya kadısı oldu ve Karayazıcı Abdülhalim'in Amasya sancakbeyi olduğu 1008 yılının Muharrem ayında İstanbul'a gitti. Bundan sonra Eyüp kasabasının naibi oldu ve 1014'te emekliye ayrıldı. 1019'da öldü. Eyüp Sultan türbesinin yakınında gömülüdür. Âlim, faziletli ve şairdi.
Hayatı
Hüsameddin'in verdiği soy kütüğüne göre Câmî, Habîb-i Karamânî'nin torununun oğludur. Babası Abdülbâki Efendi'yi "ulemâdan" diye anar; aile, Habîb'in türbesi ve Mehmed Paşa külliyesi çevresinde şehrin ilmiye çevresinin bir parçasıdır. Câmî bu çevrede yetişmiş ve medreseden kadılığa geçmiştir. Hangi kasabalarda görev yaptığı yazılmaz; Hüsameddin yalnız "hayli", yani pek çok yerde kadılık ettiğini ve İstanbul'a birkaç kez giderek terfi aldığını söyler.
Hayatındaki en belirgin tarih, 1006'daki (1597-98) Amasya kadılığıdır. Kadılığı, Anadolu'yu sarsan Celâlî isyanlarının en ünlü önderlerinden Karayazıcı Abdülhalim'in adıyla aynı cümlede biter: Hüsameddin, Karayazıcı'nın Amasya sancakbeyi olduğu 1008 (1599) Muharrem'inde Câmî'nin İstanbul'a gittiğini yazar. Şehirden ayrılışının bu olayla bir ilgisi olup olmadığını söylemez; iki bilginin yan yana durması bir ilişkiyi akla getirir, ama bu metinden çıkan bir anlam olabilir, kesin değildir. Câmî bundan sonra İstanbul'un Eyüp kasabasında naiplik yapmış, 1014'te (1605-06) emekli edilmiş ve 1019'da (1610-11) ölmüştür. Mezarı Eyüp Sultan türbesinin yakınındadır.
Şiiri
Hüsameddin, Câmî'nin "âlim, fâzıl, şâir" olduğunu söyledikten sonra "'Kafzâde Tezkiresi'nde şu beyti görüldü" diyerek tek bir beyit aktarır. Kafzâde Fâizî, 1622'de İstanbul'da ölen ve XVII. yüzyılın başlarına ait Zübdetü'l-eş'âr adlı bir şairler tezkiresi yazan şairdir. Bu çalışmada Kafzâde'nin tezkiresi doğrudan görülemedi; beyit Hüsameddin'in aktardığı biçimiyle verilmektedir. Câmî'nin başka bir şiiri ya da bir divanı bilinmiyor. Kendi sayfası bu kategoride bulunan beyit, sevgilinin oklarının bedene yerleşip kemikleri birer "kandîl-i tîr"e çevirdiğini söyleyen, aşk acısını abartılı bir imgeyle anlatan bir matladır.
Aynı adla anılan ve Amasya'da yaşamış bir başka şair karışıklığa yol açabilir. Hüsameddin'in hemen önceki maddede anlattığı Kutbzâde Câmî Ahmed Çelebi, Molla Câmî'nin yeğeni ve Şehzade Ahmed'in nişancısıdır, Kutbî-i Câmî diye de anılır ve yaklaşık bir asır önce yaşamıştır; sitede Kutbî-i Câmî başlığıyla ayrı bir sayfası vardır. Hüsameddin iki Câmî Ahmed arasında bir akrabalık kurmaz.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 8, s. 82 (e-kitap s. 502). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page502.html
- Sabahattin Küçük, "Kafzâde Fâizî", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 24, İstanbul 2001, s. 162-163. https://islamansiklopedisi.org.tr/kafzade-faizi
Çevrimiçi kaynaklar

