Özgün Metin
Vezin: Fâʿilâtün fâʿilâtün fâʿilâtün fâʿilün (vezin tespiti bizimdir)
Âşık-ı şûrîde-hâlem kûy-ı yâre gelmişem
Ben bu gün Ferhâd-ı aşkem dağı taşı delmişem
Günümüz Türkçesiyle
1. Hâli perişan bir âşığım, sevgilinin mahallesine gelmişim; bugün ben aşkın Ferhad'ıyım, dağı taşı delmişim.
Edebî ve Tarihî Yorum
Dilden Düşmeyen Söz
Hüsameddin bu beyti Deli Seyfî Bey'in şiiri diye vermez. Onun "şâ'irlenirdi", yani şairlik taslardı dediği adamın beyti "vird-i zebân" edindiğini, ağzından düşürmediğini söyler. Vird, dervişlerin her gün belli sayıda tekrarladığı dua demektir; kelimenin seçimi, sarhoşluğa düşkün ve "boşda gezer" diye anılan bu Amasya beyinin beyti sokakta, meyhanede bir dua gibi tekrarladığını düşündürür. Beyit onun kendi sözü olabilir, bir türküden ya da bir âşıktan duyulmuş olabilir. Taradığımız kaynaklarda beytin başka bir kaydına rastlamadık.
Ferhad ve Ağız
Beytin ağız özelliği "hâlem, gelmişem, aşkem, delmişem" biçimlerinde hemen görülür. Birinci tekil şahsın "-em" ekiyle kurulması, İstanbul Türkçesinden çok Azerbaycan ve Doğu Anadolu ağızlarına, âşık şiirinin aruzla söylenmiş örneklerine yakındır. Ferhad, Şîrîn uğruna Bîsütûn dağını delen efsanevî âşıktır; divan şiirinde imkânsız işe girişen, ama kavuşamadan ölen sevdalının adıdır. Söyleyen kişi kendini tam Ferhad'ın işini bitirmiş, dağı taşı delip sevgilinin kapısına varmış biri gibi gösterir. Bu iddia, Hüsameddin'in çizdiği perişan portrenin yanında biraz acı bir şaka gibi durur; beyti tekrarlayan adam, Ferhad'ın değil Mecnun'un yolundaydı. Bu son yorum metinden değil, beyitle maddenin yan yana gelişinden doğar.
Dört kuşaklık sipahi ailesinin hikâyesi Deli Seyfî Bey (Yeğen Bekiroğlu) yazısında anlatılır.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 536-537 (e-kitap s. 348). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page348.html
Çevrimiçi kaynaklar

