Deli Seyfî Bey, XIX. yüzyılın sonunda Amasya'da yaşamış, Yeğen Bekiroğulları diye bilinen eski bir sipahi ailesinden gelen, içkiye düşkünlüğü ve başıboş hayatıyla tanınmış bir kişidir. 1309'da (1891-92) ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onun "şâ'irlenirdi", yani şairlik taslardı dediği bu adamın ağzından düşürmediği bir beyti kaydeder. Deli Seyfî'nin kendine ait bir şiiri kesin olarak bilinmiyor; bu beyit de onun olabileceği gibi, dilinde dolaşan başka birinin sözü de olabilir. Hakkındaki bütün bilgi Hüsameddin'in, ailenin büyüğü Seyfullah Bey için yazdığı maddenin son cümlelerinden ibarettir.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin onuncu cildinde "Seyfullah Bey-Yeğen Bekiroğlu" başlıklı maddede aileyi dört kuşak boyunca izler ve sözü Deli Seyfî ile bitirir:
Seyfullah Bey-Yeğen Bekiroğlu Amasyalıdır. Raht-vân el-Hâc Mehmed Paşa'nın yeğeni Ebûbekir Bey'in evlâdından Amasya alaybeyisi el-Hâc Ahmed Bey'in oğludur. Pederinin irtihâlinde ze'âmetine mutasarrıf olup 1183'de Rus muhârebesine gitdi. Ba'de'l-avdet bir kaç def'a Amasya alaybeyisi olup 1203'de yine Rus harbine gitdi. 1204'de mecrûhen vefât etdi. Amasya'nın Sarây Mahallesi'nde mukîm ümerâsından olup oğulları Ahmed, Mehmed Beylerdir. Mehmed Beyzâde Seyfullâh Bey de züamadan olup 1247'de Mısırlı İbrâhim Paşa harbine gitdi. 1254 sâlinden sonra vefât etdi. Bunun torunu Deli Seyfî Bey müskirâta mübtelâ, boşda gezer tâkımından olup 1309'da fevt oldu. Şâ'irlenirdi. "Âşık-ı şûrîde-hâlem kûy-ı yâre gelmişem / Ben bu gün Ferhâd-ı aşkem dağı taşı delmişem" beyti vird-i zebânı idi.
Günümüz Türkçesiyle: Seyfullah Bey, Yeğen Bekiroğulları ailesinden ve Amasyalıdır. Rahtvan Hacı Mehmed Paşa'nın yeğeni Ebubekir Bey'in soyundan gelen Amasya alaybeyi Hacı Ahmed Bey'in oğludur. Babası ölünce onun zeametine sahip oldu ve 1183'te Rus savaşına gitti. Döndükten sonra birkaç kez Amasya alaybeyi oldu, 1203'te yine Rus savaşına gitti ve 1204'te yaralı olarak öldü. Amasya'nın Saray Mahallesi'nde oturan beylerdendi; oğulları Ahmed ve Mehmed Beylerdir. Mehmed Bey'in oğlu Seyfullah Bey de zeamet sahiplerindendi; 1247'de Mısırlı İbrahim Paşa savaşına gitti ve 1254 yılından sonra öldü. Onun torunu Deli Seyfî Bey sarhoşluk veren içkilere düşkün, boşta gezenlerden biriydi ve 1309'da öldü. Şairlik taslardı. "Perişan hâlli bir âşığım, sevgilinin mahallesine gelmişim; bugün ben aşkın Ferhad'ıyım, dağı taşı delmişim" beytini dilinden düşürmezdi.
Ailesi
Deli Seyfî'nin ailesi, Amasya'nın XVIII. yüzyıldaki taşra askerî düzeninin tipik bir örneğidir. Aile adını, rahtvan, yani saray ahırında koşum takımlarından sorumlu görevli olan Hacı Mehmed Paşa'nın yeğeni Ebubekir Bey'den alır; "Yeğen Bekiroğlu" sözü "yeğen Bekir'in oğulları" demektir. Aile zeamet, yani büyük dirlik sahibi sipahilerden oluşur ve kuşaklar boyunca Amasya sancağının sipahilerine komuta eden alaybeyliği görevini üstlenir. Deli Seyfî'nin büyük dedesinin babası Seyfullah Bey 1183 (1769) ve 1203 (1788-89) yıllarında Rus savaşlarına katılmış, 1204'te (1789-90) aldığı yaralarla ölmüştür. Onun torunu olan ikinci Seyfullah Bey 1247'de (1831-32) Mısır valisi Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'ya karşı açılan sefere gitmiş ve 1254'ten (1838-39) sonra ölmüştür. Hüsameddin'e göre Deli Seyfî Bey bu ikinci Seyfullah Bey'in torunudur.
Bu soy zinciri, tımar düzeninin XIX. yüzyılda çözülmesiyle sipahi ailelerinin geçirdiği değişimi de dolaylı olarak gösterir. Dedeleri Rus ve Mısır savaşlarında bulunmuş bir ailenin son kuşağından Deli Seyfî, Hüsameddin'in kaleminde yalnız içkisi, başıboşluğu ve bir beyitle anılır. Bu yan yana koyuş bize aittir; Hüsameddin aileyi anlatırken hiçbir hüküm vermez.
Şiiri
Hüsameddin, Deli Seyfî'nin "şâ'irlenirdi" dediği hâlini anlatmak için tek bir beyit verir ve onun bu beyti "vird-i zebân", yani dua gibi durmadan tekrarladığı söz edindiğini söyler. Beytin Deli Seyfî'nin kendisine ait olduğunu söylemez. "Gelmişem, delmişem" gibi biçimler âşık şiirine ve doğu ağızlarına yakındır; beyit bir türküden ya da halk arasında dolaşan bir sözden alınmış olabilir. Baktığımız öteki kaynaklarda beyit yeniden karşımıza çıkmadı. Beytin kendi sayfasında da aidiyet sorunu açıkça yazılmıştır.
Seyfî adı Amasya tarihinde birden çok kişide görülür. Hüsameddin'in XVII. yüzyıl halk şairleri arasında saydığı Seyfî ile Deli Seyfî Bey'in ilişkisi yoktur; adaşlar hakkında bilgi Seyfî (Amasya halk şairi) yazısındadır. Hüsameddin 1869'da Amasya'da doğduğuna göre, Deli Seyfî'nin son yıllarında genç bir adam olarak aynı şehirde yaşıyordu; beyti şehirde dolaşan bir hatıra olarak duymuş olması mümkündür. Metin bunu açıkça söylemez.
Kronoloji
1183 (1769): Büyük dedesinin babası Seyfullah Bey Rus savaşına gider.
1204 (1789-90): Seyfullah Bey, Rus savaşında aldığı yaralarla ölür.
1247 (1831-32): Dedesi ikinci Seyfullah Bey, İbrahim Paşa'ya karşı sefere gider.
1309 (1891-92): Deli Seyfî Bey ölür.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 10, s. 536-537 (e-kitap s. 348). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page348.html
Çevrimiçi kaynaklar

