Amasyalıdır. Meşâhîr-i ulemâdan Amasya’da mukîm olan Zeynel Âbidin Ali bin Ümm-i Veled Hüsameddîn Hüseyin [520] Çelebi’nin oğludur. Pederi Amasya civârında İltekin kasabasında müderris iken 880 senesi rebîülevvelinde doğdu. Amasya’da Mevlânâ Abdî, Bahşî gibi fuzalâdan ve İstanbul’da Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi vesâir ulemâdan ahz-ı ulûm ederek tedrîse mülâzım ve Davud Paşa ve bir sene de Manastır medreselerine müderris oldu.

Ba’dehû meslek-i kazâyı ihtiyâr ederek Amasya ve Kayseriyye, Manisa vilâyetlerine kadı oldu. Sonra bu mesleği terk ederek Trabzon kazâsından isti’fâ ederek Trabzon’da Hâtuniyye ve Edirne’de Dârülhadîs müderrisi ve buradan Halep kadısı oldu.

939 senesi rebîülâhirinde Halep kazâsından naklen Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi olup geldi. Ne yazık ki 940 senesi evâhirinde Amasya’da çıkan büyük bir ihtilâlde mevkii sarsıldı. Amasya kadısı Müeyyedzâde Abdülhayy Efendi ile medhûl olduğundan 941 senesi rebîülevvelinde her ikisi de azl edilerek İstanbul’a gönderildi.

Bunun üzerine tekâüde ayrılıp yetmiş akçe verildi. Bu hâl üzere sekiz yıldan ziyâde kalıp 950’de [521] vefât etdi. Meşâhîr-i fuzalâdan edîb, kerîm, vakûr, edebiyât-ı Arabîyye ve fünûn-ı akliyyede mâhir, fıkıh ve usûlde fazîleti bâhir, elsine-i selâsede şâir bir zât idi.

“Şakâyık Tercümesi”nde yazılan tercemesinin hülâsası budur. Mahal ve târih-i tevellüdü, pederinin kayıt ve zabtından anlaşıldı. Fatih civârında küçük Karaman’da hânesi karşısında âlî bir medrese ve Edirnekapısı haricinde Amasyalı Mahmûd Çelebi zâviyesi kurbinde bir mekteb yaptırdı. Mektebi sahasında medfûndur. Vakfı ve Sadrü’ş-Şerîa’ya “Haşîye”si vardır. Manisa kadısı iken şu imzâyı yazmışdır:

هذه حجة مبانيهاأسست بالوثوق تأسيسا
صح عندي جميع محويها لن تري في السطور تلبيسا
صار عبد العزيز كاتبها قاضيا في ديار مغنيسا ¹⁶²