Amasyalıdır. Sofular Mahallesi’nde Sandûkîzâde Mehmed Efendi’nin mahdûmu ve mevâlîden Abdülcelîl Efendi’nin birâderidir. İstanbul’a gidip Sultân Bâyezîd Medresesi’nde ikâmet ve ulemâdan tahsîl-i ulûma gayret etdiği esnâda talebe arasında “Yahnikapan” diye şöhret aldı.
Hıfz-ı Kur’ân edib tecvîd ve kıraati, sadâsı güzel olduğundan Sultân Bâyezîd Câmi-i şerîfine imâm ve hatîb oldu. Ulûm-ı edebiyye ve hesâb işlerinde mahâreti olduğundan mâlîye aklâmına girdi. Zekâ ve cerbezesi sâyesinde baş defterdâr Ahmed Paşa’nın inhâsıyla 1019’da Sivas ve ba’dehû Karaman defterdârı oldu.
1021’de Karaman Beylerbeyi ve ba’de’l-azl 1024’de Bekir Paşa’nın azlinde Küçük Hasan Efendi baş defterdâr oldukda defterdâr-ı şıkk-ı sânî olduğu “Teşrifât defteri”nde görüldü. Dördüncü Sultân Murad’ın 1031 zilka’desinde cülûsundan az sonra baş defterdâr olarak teayyün etdi.
1032 senesi rebîülevvelinde rütbe-i vezâreti ihrâz ederek makâmında mekîn oldu. Ancak 1034 senesi [566] zilhiccesinde nüfûz ve servet-i azîmesinden ve saray ricâline şiddet-i intisâbından dolayı kendisini istirkâb eden sadâret kâim makâmı Gürcü Mehmed Paşa’nın tahrikâtıyla kıyâm eden sipâhilerin fitnesi pâdişâhı ızdırâba düşürmüştü.
Bunu fırsat bilen Gürcü Mehmed Paşa bu fitneye sebeb defterdâr olduğunu pâdişâha arz ederek Sultân Murad’ı fevkalâde kızdırdığından der-akeb azl ve müsâdere edilmesi fermânı çıktı.
Bunun üzerine bîçâre hapsedilerek mâlını söyletip almak için türlü işkenceler tertîp ve çıplak vücûduna ateş gibi kızgın demirler basılarak i’dâm edildi. Vâsıta-i nüfüzu olan mâl ve emlâkı alındı. Gürcü Mehmed Paşa da 1035 şevvâlinde Receb Paşa’nın tahrîkâtıyla sipâhiler elinde katl ü i’dâm edilerek cezâsını gördü.
Abdülkerîm Paşa, âlim, gâyet muhâsib, umûr ve ahvâl ve devlete vâkıf, muktedîr bir zât idi. Sultân Murad’a ve saray erkânına bezl-i nüfûz ederek kendisini beğendirdiğinden ihrâz-ı vezâret etmiş, sadârete kadar yükseleceği anlaşıldığından vüzerânın istirkâbına [567] kurbân gitmiştir.
Paşa’nın katil ve müsâderesinden sonra ortada kalan hemşîresi Ayşe ve zevcesi Ümmühânî hanımlar kendi talepleri üzerine vatanları olan Amasya’ya gönderilmiş ve Sofular Mahallesi’nde babadan kalan hânelerinde ikâmet edib her birine yevmî altmışar akçe verilmiştir.