Amasya serdârı olup 1159’da vefât eden Kasap Hacı Ebûbekir Ağazâde Serdâr Abdülhalîm Ağa’nın oğludur. Amasya yeniçerilerinden iken Rus muhârebesinde yararlığı görüldüğünden Amasya serdârı ve 1211 vak’asında hizmeti sebk ederek çorbacı oldu. [371]

Çünkü bu esnâda kul-kethüdâsı Amasyalı Kutoğlu Hüseyin Ağa yeniçeri ağası olmuştu. Sâhib-i terceme tab’ân mu’tedil ve gâyet mümtezic olduğundan ocak erleriyle kaynaşıp Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi’nin himmetiyle ma’lûm-i Selim Hânî olarak kethüdâları, buradan muhzır ağası oldu.

Ba’dehû sırasıyla zâhirecibaşı, 1220 saferinde kul-kethüdâsı oldu. Ancak yeniçeri Ağalığından Sadr-ı a’zam olan İbrâhim Hilmi Paşa’nın rakîbi olduğundan 1221 senesi rebîülevvelinde ma’zûl ve şâbânında yeniçeri ağası Pehlivân İbrâhim Ağa sefere me’mûr olmakla sekbânbaşı ve yeniçeri ağası vekili oldu.

Ancak 1221 zilka’desinde rikâb-ı hümâyûn kâim makâmı olan Yenişehirli Mûsâ Paşa’nın nüfûz ve ikbâli fevkalâde olduğundan buna mümâşâta mecbûr olarak Sultân Selim-i Sâlis’in hal’inde Mûsâ Paşa’ya uymuş, ocak gayreti gütmüş, Dördüncü Sultân Mustafa’nın cülûsuna lisânen yardım etmişdi.

1222 senesi rebîülâhirinde kâim makâm Mûsâ Paşa’nın azlinden az sonra bu da azledilip Bursa’ya [372] ve buradan da istirhâmı üzerine Amasya’ya gönderildi. 1222 şa’bânında Caniklizâde Tayyar Mahmûd Paşa kâim makâm-ı sadr-ı âlî oldukda Amasyalı Gürcüzâde Hâfız Ali Paşa mîr-i mîrânlıkla Çorum mutasarrıfı olduğu esnâda Çorum mütesellimi oldu.

1222 senesi zilhiccesinde Hâfız Ali Paşa vezâretle Sivas vâlisi oldukda yerine mîr-i mîrânlıkla Çorum mutasarrıfı ve 1223 senesi rebîülâhirinde Akşehir sancağı mutasarrıfı ve Akkirman muhâfızı olarak oraya gönderildi. 1223 senesi cumâdelâhirinde Osmanlı tahtına oturan İkinci Sultân Mahmûd’un fermânıyla efendileri olan Mûsâ, Tayyar Paşaların i’dâmından sonra şa’bânında bu da Akkirman’da i’dâm edildi.

Şânîzâde Ataullah Efendi i’dâmını muhık göstermek ve Sultân Mahmûd’a yaranmak için aleyhinde hayli sözler yazmış, hadd-ı zâtında becerikli bir adam olduğunu erbâb-ı dikkate göstermiştir.

Müverrih-i meşhûr Cevdet Paşa Dördüncü Sultân Mustafa’nın cülûsuna sebeb-i müstakill olan Kabakcı Mustafa’nın ve refîki habâseti olanların Sultân [373] tarafından taltîf edildiklerini yazarken diyor ki:

“…Ve mumâ-ileyhim başbuğ ve serkerdeler’in refâkatlerinde bulunan on yedi çavuşa – alâmerâtibihim- altmışar ve ellişer, kırkar akçe yevmiyeler tertip ve tanzîm olundukdan sonra yamakların neferâtı dahî yirmişer akçe yevmîye istediklerinde Sekbânbaşı Arif Ağa:

Bakın Ağalar, ihtiyarlar ben din ve devlet hâini değilim. Bunların istedikleri yevmîyeler senevî bin kese akçeye bâliğ olur. Hâlen sefer-i hümâyûn var. Beytü’l-mâl-i müslimîn’in hâli ma’lûm. Ben bu ihâneti edemem. Hem bunların esâmeleri dolgundur. Şevketlü Efendimiz bunlara bahşîş ihsân buyursunlar. Ben esâme arz edemem” deyü sebât eyleyerek ve sırren dâhi ocaklının kulağına “Allah için olsun bu maddeyi def’ ediniz” diye söyleyerek Beytü’l-mâlin muhâfazası emrinde doğrusu güzel himmet eylemiştir. Lâkin bundan dolayı yamaklar gürûhu kendisine izmâr-ı gayz etmişdi. ”

Munsıfâne düşünülürse Mûsâ Paşa’nın gem almaz bir hâin olduğu esnâda sâhib-i terceme Sultân Selim tahtına [374] ufak bir hareketi olsaydı derhal i’dâm edileceğinden şüphe yoktu. Böyle tehlikeli zamanlarda eyyâma uymak pek tabiî bir hareket sayılabilir. Şâyân-ı dikkatdir ki beytü’l-mâli sıyânet gibi bir sadâkat uğrunda azl ve nefye uğradı.

Amasya’da Hacı İlyâs Mahallesi’ndeki konağı zabt ve müsâdere edilmiş olduğundan yegâne vârisi olan Kasap Bekiroğlu Abdullah Ağa tarafından satın alınmıştır. Bunun oğlu Mehmed Ârif Ağa da 1241 vak’asında belâya uğramıştı.