Amasyalıdır. Esbak Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderris-i meşhûru Şeyhîzâde Abdî Çelebi ahfâdından Sultân Bâyezîd câmii vâ’izi Mevlânâ Alî Çelebi bin Muhyiddîn Mehmed Çelebi mahdûmudur.

Amasya fuzalâsından tahsîl-i ulûm edib Amasya’da ders-i âm olarak Ayâs Ağa medresesi müderrisi oldu. Fazl ü irfânı hüsn-i takrîr u beyânı kemâlde olduğundan talebe-i ulûm, halka-i tedrîsine akın ederek şâkirdân-ı irfânı fevka’l-âde çoğalıp iştihâr etdi.

972 zilka’desinde Sokullu Mehmed Paşa sadr-ı a’zam oldukta fâzıl-ı müşârün-ileyhi İstanbul’a da’vet edib mahdûmu Han İbrâhim Paşa’ya mu’allim nasb ederek kadrini a’lâ etdi. Ancak meşreb-i fenâdan hissedâr olmağla menâsıb-ı dünyeviyyeye i’tibâr etmeyip ba’zı vezâ’if-i ilmiyye ile kanâ’at eyledi.

On dört yıl kadar sadr-ı müşârün-ileyhin sarâyına mülâzemet [380] ve evlâdını ta’lîme hizmet edib hayli nüfûz u hürmet gördü. Müşârün-ileyhin şehâdetinden üç yıl sonra 990 senesi hudûdunda dâr-ı na’îme rihlet etdi. Fâzıl, usûl u me’ânîde mâhir, gâyet müttakî, müteşerri’, âbid, ulûm-ı Arabiyyede müsellem-i âlem idi.

Metn-i miftâhı ihtisâr edib güzel şerh ve tehzîb etdi. Kerîmesini birâderi Hüseyin Efendi’nin mahdûmu Mehmed Efendi’ye verdi. Amasya ricâlinden hayli zevâtın bâdî-i ikbâli olmuştu. Sokullu Mehmed Paşa nezdinde nâfizü’l-kelim idi.