Mar’aşlıdır. Hasan bin Ali mahdûmu olup gençliğinde Amasya’ya gelip hattât-ı meşhûr Sofu Yahya Çelebi’den ve ba’dehû diğer hattât-ı meşhûr Sinaneddîn Yûsuf Çelebi’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz ü temeşşuk etdi.
Amasya vâlîsi olan Şehzâde Alaeddîn Bey’in kâtib-i divânı görüldü. 846’da şehzâde-i müşârün-ileyhin ihnâkında ta’lîm-i şâkirdân ile iştigâl etdi. [500] 873’de ber-hayat⁵⁸ görülüb 876 hudûdunda vefât etdi. Kâtib, hattât-ı meşhûr idi. Mahdûmu Sinaneddîn Yûsuf Çelebi’dir.⁵⁹ En meşhûr tilmîzi Kıbletü’l-Hattâtîn eş-Şeyh Hamdullah Efendi’dir. Sinan Çelebizâde Şükrullah Efendi de bunun tilmîz ve dâmâdıdır.
Müstakîmzâde Süleyman Sâdeddîn Efendi “Tuhfetü’l Hattâtîn”de diyor ki: “Hayreddîn Mar’aşî ma’rûfdur. Üstâd-ı agâh Şeyh Hamdullah evâil hallerinde bunlardan temeşşuk ve teallüm eylemişlerdir. Bunlar dahi bir kolda Abdullah Sayrafî’den vesâir hem-vakt olan üstâdlardan teallüm ile hâce-i nâm-dâr ve muallim-i hayr âsâr olmuşlardır. (Hayreddîn-874) tarihlerinde evâhir-i hutûtları görülmüşdür.”
Hattât-ı mûmâ-ileyhin Abdullah Sayrafî’den teallüm-i hatt etmesine tarih müsaade etmez. Galiba bundan maksad birinci Abdullah Amâsî olmalıdır. Bu da Sayrafî değildir. Bunun muasırı olan hattât-ı meşhûr el-Hâc Sinan Çelebi’nin tercemesi aşağıda gelir. Bunun tarafından yazılan bir Hidâye kitâbının sonunda imzâsı ve bunun kenarında “Min telâmizetihî Hayreddîn el-Mar’aşî” [501] ibâresi görüldü.