Amasyalıdır. Vakfiyesinde mezkûr olduğu üzere el-Hâc Abdullah Efendi’nin mahdûmudur. Amasya’da tahsîl-i ilm ü kitâbet ederek Hazinedârzâde Süleyman Paşa’nın vezâretinde divân kâtibi oldu.
1232’de Rize a’yânı Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın i’dâmıyla ser-i maktû’unu İstanbul’a îsâl etdikde rütbe-i hâcegânî ile taltîf edildi. Bâ’dehû Süleyman Paşa’nın vefâtında mahdûmu Osmân Paşa’nın ve bunun da 1257’de [156] vefâtıyla birâderi Abdullah Paşa’nın kapı kethüdâsı olduğu halde 1261’de vefât etdi.
Sâlih, dindâr, müstakîm sahî bir zât idi. Trabzon’da imâret câmii hazîresinde medfûndur. Amasya’da Sultân Bâyezîd Câmi-i şerîfinin avlusunda gâyet mükellef dil-nîşîn bir muvakkıt-hâne ve önünde latîf bir şadırvân ve câmi-i mezkûrun cenûb-ı şarkî tarafında yirmi üç hücreli ve bir fevkanî ders-hâneli bir medrese yaptırmış ve bunların mesâlihine on beş bin kuruş vakf etmişdir.
Kendisi bilâ-veled olup birâderi el-Hâc Osmân Efendi de vefât eylediğinden diğer birâderi el-Hâc Ahmed Efendi’yi ve bunun aslah evlâdını mütevellî nasb etdi. Hacı Ahmed Efendizâde Mehmed Kâmil Efendi mütevellî olduğu esnâda medrese tamamıyla yanıp hayrâtı mahv oldu.