Amasya müftüsü Hâbilzâde Mehmed Efendi’nin oğludur. Hattât-ı meşhûr Fazlullah Efendi’den hutût-ı mütenevvia’yı öğrendi. Bir mikdâr tahsîl görüp İstanbul’a gitdi. Orada silahdâr-ı şehriyârî Amasyalı Hacı Efendizâde Ömer Ağa vezâretle Mısır vâlisi oldukda divân kâtibi olarak [296] Mısır’a gitdi.
Orada ikmâl-i tahsîl edib Paşa’nın Mısır’dan azlinde Atpazârî Şeyh es-Seyyid Osmân Fazlı Efendi’ye intisâb etdi. Riyâzet ve mücâhede-i nefs ederek hilâfetnâme alıp Bursa’da Nalbandoğlu Tekkesi şeyhi oldu. 1095’de orada vefât etdi.
Âlim, kâmil, zâhid, müteşerri’, hattât-ı meşhûr olup hatt-ı ta’likde mâhir idi. Mahdûmu Şeyh Mehmed Efendi 1130 muharreminde Üsküdar’da Selâmi Ali Efendi Tekkesi şeyhi olduğu halde 1133 cumâdelâhirinin yirmi beşinde vefât etdi. Bunun mahdûmu Muhyiddîn Efendi’dir. Sâhib-i tercemenin birâderi hattât Ehlullah Efendi’nin yukarıda tercemesi yazıldı.
Müstakîmzâde Süleyman Sâdeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtin” adlı eserinde diyor ki:
“Şeyh Sun’ullah; Amâsî’dir. Eyyâm-ı şebâbında külehkeş-i Tarîka-i Mevlevîyye iken hüsn-i hatt-ı ta’liki Derviş Abdî’den temeşşûk ve Mısır vâlisi Ömer Paşa’nın imâmetiyle¹⁴³ tefevvuk edib sonra tahsîl-i ilm-i şerîf niyetiyle Edirne’ye vardıkda; “Sun’allahillezi etkane külle şey’in¹⁴⁴” sırrı ile Celvetiyye-bi’l-cîm tarîki şuyûhundan Atpazârî [297] Seyyid Osmân Efendi’den taallum-i ulûm ve haysiyyet ve tecdîd-i bîatla ahz-ı hilâfet etdi.
Bursa’da Nalbandzâde Mahallesi’nde-tekkesinde hizmet-i teslîk üzere iken bi-sun’-i Hüdâ çille-güzîn-i hâlvethâne-gîr ve Pınarbaşı mezâristanında “Hâme-i maârif, câme-i cesedî celvethâne 1095” târihinde pîrâye-i kubûr kılındı. Âsâr-ı hattiyesi bisyâr bir şeyh-i celîlü’l-mikdâr idi. ”