Özgün Metin

Ebrûsı nice hâcib ola hüsni bagına
Almış iki harâmiyi yatur kucagına

Günümüz Türkçesiyle

1. Onun kaşı, güzelliğinin bahçesine nasıl kapıcı olabilir? İki haramiyi (iki yol kesiciyi, yani gözleri) almış, kucağında yatırıyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Beytin bütün nüktesi "hâcib" kelimesinde toplanır. Arapçadan gelen bu söz hem kaş hem de kapıcı, perdeci anlamına gelir; saraylarda hükümdarın kapısını bekleyen, kimin içeri gireceğine karar veren görevliye de hâcib denirdi. Şair bu iki anlamı üst üste koyar. Sevgilinin yüzü bir "hüsn bağı", yani güzellik bahçesidir; kaş da bu bahçenin kapısında durur. Ama bekçi olacak kaş, iki hırsızı kucağına almış yatırmaktadır. Kaşın hemen altında duran ve gönülleri çalan gözler, divan şiirinde sıkça harami, yol kesici diye anılır. Beyitte "iki harâmî" sözünün gözleri kastettiği bu yerleşik benzetmeden çıkarılan bir anlamdır; metin bunu açıkça söylemez.

Böyle okunduğunda beyit küçük bir hikâye anlatır: bahçeyi korumakla görevli olan bekçi, bahçeye dadanan hırsızlarla iş birliği yapmaktadır. Güzelin yüzüne bakan âşık, kaşın güvencesine sığınamaz, çünkü gönlünü çalan gözler o kaşın gölgesinde barınır. İlk mısradaki soru bir şaşkınlıktan çok bir sitemdir. İki mısra da "-ına" sesiyle biter; "bagına" ile "kucagına" kafiyelidir; mısraları kafiyeli olduğuna göre beyit bir gazelin matlaıdır, ama ardından gelen beyitlerden hiçbiri kalmamıştır.

Beyit, Hüsameddin'in Mecdî Mehmed Efendi'den yaptığı alıntının son satırıdır. Mecdî, Taşköprülüzâde'nin Şakâyık'ını XVI. yüzyılda Türkçeye çevirirken şairin torunlarından duyduğu bir hikâyeyi anlatır ve şairin kendi eliyle yazdığı bin gazellik Türkçe divanını gördüğünü, bu matlaın da ondan olduğunu söyler. Divan bulunamadığı için beyit, Hüsameddin'in baskısında verilen biçimiyle aktarılmıştır. Beytin hangi yıllarda söylendiğine dair bir ipucu yoktur. Şairin kadılıktan Bursa'daki zaviyesine uzanan hayatı ve ailesi Niyâzî (Şücâeddîn İlyas Çelebi) başlıklı biyografide ele alınır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar