Özgün Metin

Vezin: Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün (hezec). Tezkirede vezin adı geçmez; kalıbı mısraların hece ölçüsü verir.

Tenimde za‘fdan nâl-ı kalemâsâ ne hâlet var
Ki mûyun kilk ile tasvîr olunmuş resme hâlet var
Sikâl-ı huşkde tefsidde leb-i gülden olup teşne
Hezârâsâ sirişk-efşâni-i sözüm harâret var
Nihâl-ı nâzenîn-kad üzre sanman şâhme ebrû
Livâ-yı hızr-ı sîmin mehcesinde iki âyet var
Cebîni üzre sanman halleri kim bir iki hindû
Şinâverlik ider sîm-âb-ı bahrinde sebâhat var
Meh u mihri müşa‘bid çarhının Sârım yuvarlakdır
Nihân-ı hokka-i leyl u nehâr eyler hayâlet var

Günümüz Türkçesiyle

1. Zayıflıktan bedenim kalem kamışı gibi oldu; ne hâldeyim bir bilsen. Kıldan yapılmış bir kalemle çizilmiş bir resmin görünüşü var bende.

2. Kupkuru bir yerde kavrulmuş, gülün dudağına susamış hâlde, bülbül gibi gözyaşı döken sözümde bir ateş var. (Mısranın ilk kelimesi neşirde "Sikâl" diye yazılmıştır ve anlamı açık değildir; çeviri, mısranın geri kalanına dayanır.)

3. Nazlı fidan boylu sevgilinin üstündekileri kaş sanmayın: yeşil sancağın gümüş alemine yazılmış iki ayettir onlar. (Neşirdeki "şâhme" kelimesinin okunuşu kesin değildir.)

4. Alnındaki benleri ben sanmayın; bir iki Hintli, o alnın cıva gibi parlayan denizinde yüzüyor. Orada yüzme var.

5. Ey Sârım, hokkabaz feleğin elindeki ay ile güneş birer toptur; onları gecenin ve gündüzün hokkalarında saklar, ortada bir göz boyama var.

Edebî ve Tarihî Yorum

Feleğin Hokkabazlığı

Gazelin en çok akılda kalan imgesi son beyittedir. Şair gökyüzünü bir "müşa‘bid", yani el çabukluğuyla seyirciyi aldatan bir hokkabaz olarak görür. Ay ile güneş onun yuvarlak toplarıdır. Hokkabazın topları kapların altında kaybettiği gibi felek de onları gecenin ve gündüzün "hokka"sına saklar. Günün bir yarısında güneşin, öbür yarısında ayın görünmemesi böylece bir el oyununa çevrilir. Hokka hem hokkabazın kabı hem gecenin ve gündüzün yuvarlak kubbesidir. Redifteki "var" bu beyitte bir sonuca dönüşür: "hayâlet var", yani bütün bunlarda bir göz yanıltması vardır. Feleğin insanı aldattığı düşüncesini Sârım, ay ile güneşin gidip gelişini bir el oyununa benzeterek somutlaştırır.

Alışılmadık Benzetmeler

Öteki beyitler de bilinen mazmunları beklenmedik yerlere taşır. Âşığın zayıflıktan inceldiği, divan şiirinde çok rastlanan bir düşüncedir. Sârım bunu iki kalemle anlatır: beden önce bir kalem kamışına dönmüştür, sonra da tek bir kılla çizilmiş bir resim kadar incedir. Üçüncü beyitte sevgilinin uzun boyu bir sancak direği, yüzü sancağın tepesindeki gümüş alem (mehçe), kaşları da o aleme yazılmış iki ayettir. Kaşın kavisli bir yazıya, hatta ayete benzetilmesi gelenekte vardır. Beyitte daha az alışılmış olan, sevgilinin bütün bedeninin boydan yüze bir sancağa dönüşmesidir. Dördüncü beyitteki "hindû", divan şiirinde siyah benin yerleşik adıdır. Şair benleri, sevgilinin cıva gibi beyaz ve parlak alnında yüzen iki Hintli olarak görür. Beyitteki "sebâhat" kelimesi neşirde "yüzme" anlamıyla yazılmıştır. Bu kelimenin, yüz güzelliği ve beyazlığı demek olan "sabâhat"ı da çağrıştırması mümkündür. Böyle bir söz oyunu kastedilmişse beyit, hem yüzmeyi hem alnın aklığını aynı kelimeye bağlar; ancak bu bir yorumdur.

Fatîn'in Hükmü

Gazeli bugüne taşıyan Fatîn Dâvud, Sârım'ın Arapça ve Farsça ilimlerdeki bilgisini bu şiirden çıkarır, ama onun "kendine mahsus vâdî-i garîbe"ye, tuhaf bir yola saptığını ve şiirlerinin beğenilecek türden olmadığını söyler. Hokkabaz felek, kıl kalemle çizilmiş beden, sancak alemine yazılmış kaşlar gibi imgeler, tezkirecinin "garip" dediği şeyin ne olduğunu gösterir. Gazelde teknik bir kusur da göze çarpar: matlada aynı "hâlet" kelimesi iki mısranın sonunda kafiye olarak tekrarlanmıştır. Kafiye kelimesinin aynı anlamla yinelenmesi, divan şiirinin kafiye bilgisinde îtâ denen ve kusur sayılan bir durumdur; ikinci "hâlet"in "görünüş" anlamına çekilmesiyle bu kusur hafifletilmek istenmiş olabilir. Hüsameddin'in "sâhib-i divân" dediği şairin divanı kayıp olduğu için onun bütün şiirini bu beş beyitten yargılamak doğru olmaz. Elimizdeki tek örnek, ölçülü ve sade bir şiirden çok, benzetmede yenilik arayan bir hocanın şiiridir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar