Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ber leb-i āb ez ṣafā-yı ṣoḥbet-i gül her zamān
Ḫayme-hā-yı ‘ayş mī-bāyed zeden hemçün ḥabāb
Çekdi ebrūsına zülfin ḳaldı ebr içre hilāl
Çünki baġladı kemer cevzāya geldi āfitāb
Dehr ez şām u şafaḳ āverd müşk ü za‘ferān
Tā nüvīsed çeşm-i bīmār-ı tū-rā ta‘vīẕ-i ḫvāb
Rūy-ı dildāra nice teşbīh idem yā Rab güli
Görmedüm zīrā çemende bir gül-i sünbül-niḳāb
Ger ne-gerded bende-i mihr-i ruḫ-et çarḫ-ı felek
Gerden-i çarḫ-ı felek-rā ḥabl mī-bended şihāb
Baġlanupdur Ca‘ferā şimdi der-i meyḫāneler
Yoḳ durur diller güşāde olmaġa bir fetḥ-i bāb
Günümüz Türkçesiyle
1. (Farsça) Su kenarında, gülle sohbetin safasıyla, her zaman kabarcık gibi zevk çadırları kurmak gerekir.
2. (Türkçe) Sevgili zülfünü kaşının üstüne çekti, hilal bulutun içinde kaldı; kemerini bağlayınca da güneş Cevzâ (İkizler) burcuna geldi.
3. (Farsça) Zaman, senin hasta gözüne bir uyku muskası yazsın diye akşamdan ve şafaktan misk ile safran getirdi. (Akşamın karası misk, şafağın sarısı safran gibidir; muskalar bu mürekkeplerle yazılırdı.)
4. (Türkçe) Ya Rabbi, gülü sevgilinin yüzüne nasıl benzeteyim? Çünkü çimende sümbül peçeli bir gül görmedim.
5. (Farsça) Feleğin çarkı senin yüzünün güneşine kul olmazsa, akan yıldız (şihap) feleğin çarkının boynuna ip bağlar.
6. (Türkçe) Ey Ca'fer, şimdi meyhanelerin kapıları kapanmıştır; gönüllerin açılması için kapıyı açacak bir fetih yoktur.
Edebî ve Tarihî Yorum
İki Dilli Bir Gazel
Neşirde 10a numarasıyla verilen bu şiir mülemmadır: tek sayılı beyitler Farsça, çift sayılı beyitler Türkçedir. İki dil beyit beyit nöbetleşir ve kafiye her iki dilde de "-āb" sesiyle sürer: ḥabāb, āfitāb, ḫvāb, niḳāb, şihāb, bāb. Erünsal divanda iki Farsça gazel bulunduğunu söyler; bu şiir ise Türkçe gazeller arasına konmuş, iki dili bir arada kullanan ayrı bir örnektir. Âşık Çelebi, Câfer Çelebi'nin Farsça inşasını Türkçesinden üstün sayar, ama Müeyyedzâde'nin bu Farsçayı beğenmeyip "Engürî Farsçası", yani Ankara Farsçası dediğini de ekler. Bu gazel, iki dili aynı kafiye ve vezin içinde yan yana yürüten bir ustalık denemesidir.
Farsça beyitlerin üçü de su, gökyüzü ve gece imgeleriyle kurulur. İlk beyitte su yüzündeki kabarcık (ḥabāb) bir zevk çadırına benzetilir ve gül mevsiminde su kenarında eğlence kurma çağrısı yapılır. Üçüncü beyitte zaman, akşamın karanlığını misk, şafağın sarısını safran olarak toplayıp sevgilinin "hasta" gözüne uyku muskası yazar. Divan şiirinde sevgilinin baygın ve mahmur gözü "çeşm-i bīmār" diye anılır; muskanın uyku için yazılması bu mahmurluğa bir şaka gibi eklenir. Beşinci beyitte gökyüzü bir kul gibi düşünülür: sevgilinin güneş yüzüne boyun eğmeyen feleğin boynuna akan yıldız ip bağlayacaktır.
Türkçe Beyitler
Türkçe beyitler aynı göğü yere indirir. İkinci beyitte zülüf kaşın üstüne düşünce hilal bulutun içinde kalır; sevgili kemerini bağlayınca da güneş, kemerli bir figürle tasvir edilen Cevzâ burcuna girmiş olur. Dördüncü beyitte gül, sevgilinin yüzüyle karşılaştırılamaz, çünkü bahçede sümbülden peçe takmış bir gül yoktur; sevgilinin yüzünü örten zülüf onu bütün güllerden ayırır. Son beyit meyhanelerin kapandığı bir zamanı anar ve kapıların açılmasını bir "fetḥ-i bāb"a, kapı fethine bağlar; "fetih" kelimesi hem açmayı hem gönül ferahlığını çağırır. Bu kapanışın belli bir tarihî yasakla ilgisi olup olmadığını kaynaklar söylemez.
Ayasofya nüshası iki yerde ayrılır: Erünsal'ın tezine göre ikinci beyitte "baġladı" yerine "baġlandı", üçüncü beyitte "Dehr" yerine "Her dem" yazar.
Kaynakça
- İsmail E. Erünsal (hzl.), Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 322-323, gazel no. 10a. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-211662/taci-zade-cafer-celebi-divani.html
- İsmail E. Erünsal, The Life and Works of Tâcî-zâde Ca‘fer Çelebi, with a Critical Edition of His Dîvân, Doktora Tezi, University of Edinburgh, 1977, c. 2, gazel no. 10a (nüsha farkları). https://era.ed.ac.uk/handle/1842/17182
Çevrimiçi kaynaklar






