Seyfî, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde XVII. yüzyıl Amasya'sının halk şairleri arasında adı geçen bir mani ve saz şairidir. Hüsameddin onu Cihâdî, Hüznî ve Izzî ile birlikte, manileri ve ezgileri "pek yanık" olan Amasya halk şairleri arasında sayar. Kaynaklarda bu listeden başka bir kaydı bulunmaz; asıl adı, hayatı ve şiirleri bilinmemektedir. Seyfî mahlası Amasya tarihinde birden çok kişide görüldüğü için bu halk şairini, II. Bayezid'in dostu kadı şair Sinoplu Seyfî ile ve Hüsameddin'in ayrı bir maddede anlattığı Âbâdoğlu Seyfî Bey ile karıştırmamak gerekir. Bu sayfa, listedeki Seyfî hakkında bilinenleri ve onu adaşlarından ayıran kayıtları bir araya getirir.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin, dördüncü ciltte Amasya tarihinin 1017 (1608) ile 1099 (1688) yılları arasındaki üçüncü devresini anlatırken şehrin yetiştirdiği kalem ve halk şairlerini ayrı ayrı sayar:

Kalem şuarâsından Kelâmî, Türâbî, Abdî, Remzî, Câmî, Zühdî, Şevkî, Hıfzî, Dâniş gibi fuzalâ ve halk şâirlerinden Cihâdî, Hüznî, Seyfî, Izzî gibi zevât Amasya'nın edebiyatına revnak veren erlerdi. Amasya'nın halk şâirleri pek âşık, yaptıkları mânilerle ezgiler pek yanıktı.

Günümüz Türkçesiyle: "Kalem şairlerinden Kelâmî, Türâbî, Abdî, Remzî, Câmî, Zühdî, Şevkî, Hıfzî, Dâniş gibi bilginler ile halk şairlerinden Cihâdî, Hüznî, Seyfî, Izzî gibi kişiler Amasya'nın edebiyatına parlaklık katan yiğitlerdi. Amasya'nın halk şairleri pek tutkulu, söyledikleri manilerle ezgiler pek yanıktı." Hüsameddin bu manilerin kendi zamanına kadar ağızdan ağıza korunduğunu ve onları en iyi bilenin bağlama şairi Abdal Ağasızâde İsmâil Hakkı Efendi olduğunu ekler.

Hayatı ve Dönemi

Seyfî'nin hayatına dair bu cümleden başka bilgi yoktur. Mahlas Arapça "seyf" (kılıç) sözünden gelir; şairin asıl adı kaydedilmemiştir. Hüsameddin onu üçüncü devrenin şairleri arasında saydığına göre XVII. yüzyılda yaşamış olmalıdır. Listenin başındaki Cihâdî'nin, Kandiye kuşatmasında destanlarıyla yeniçerileri yüreklendirip 1093 (1682) dolaylarında ölen Cihâdî Ahmed Ağa olması kuvvetle muhtemeldir; Seyfî'nin de aynı kuşaktan ya da ona yakın bir dönemden olduğu düşünülebilir. Bu bir çıkarımdır. Cavit Güzel'in 2020 tarihli çalışması ise listeyi XVI. yüzyılın sonu ile XVII. yüzyılın başına yerleştirir ve "Cihâdî, Hüznî, Seyfî ve Garibî" biçiminde aktarır. Seyfî'nin adı her iki okumada da yer alır.

Seyfî'nin yeniçeri mi, esnaf mı, kahvehane âşığı mı olduğu bilinmiyor. Hüsameddin'in aynı yüzyıl için anlattığı öteki saz şairleri, yani sipahi Celâlî Mehmed Ağa ile yeniçeri Cihâdî Ahmed Ağa, sazlarını kahvehanelerde ve ordu içinde çalmışlardı. Listedeki halk şairlerinin de bu çevrede tanındığı akla yatkındır, ama Seyfî için bunu gösteren bir kayıt yoktur.

Adaşları

Hüsameddin'in biyografik ciltlerinde ve tezkirelerde Seyfî adını taşıyan başka kişiler de vardır; hiçbirinin dönemi ya da niteliği listedeki halk şairiyle örtüşmez:

  • Sinoplu Seyfî: XV. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, II. Bayezid'le dostluğu onun Amasya'daki şehzadelik yıllarına uzanan kadı şair. Tezkirelerde anılan bir divan çevresi şairidir ve Sofya kadısı iken ölmüştür; Hüsameddin'in listesindeki XVII. yüzyıl halk şairiyle ilgisi yoktur.
  • Âbâdoğlu Seyfî Bey: Hakalalı, Âbâdoğullarından Abdullah Bey'in oğlu. Amasya'da okumuş, II. Bayezid'e intisap etmiş, sancakbeyi olmuş ve 892'de (1487) Memlûklerle savaşta ölmüştür. Hüsameddin onu "edîb, şâir" diye niteler (Hüsameddin ansiklopedisinde). Bir kalem şairidir ve yaşadığı dönem iki yüzyıl öncesine düşer.
  • Şeyhlü Seyfî Dede: Lâdikli bir Halvetî şeyhi; Amasya'da Şeyh Zekeriyyâ-yı Halvetî'ye hizmet etmiş, şeyhinin 878'deki (1473-74) ölümünden sonra Lâdik'e dönmüştür (Hüsameddin ansiklopedisinde). Kaynak onu şair olarak anmaz.
  • Deli Seyfî Bey: Yeğen Bekiroğlu ailesinden Seyfullah Bey'in torunu; 1309'da (1891-92) ölmüştür. Hüsameddin onun "şâ'irlenirdi", yani şairlik taslardı dediği bu kişinin dilinden düşürmediği bir beyti aktarır (Hüsameddin ansiklopedisinde). XIX. yüzyıl sonunda yaşamıştır.

Amasya ile Bağı

Hüsameddin Seyfî'yi açıkça "Amasya'nın yetiştirdiği" halk şairleri arasında sayar. Bu, şairin Amasyalı olduğunu ya da Amasya'da yetiştiğini gösterir. Bağ tek kaynağa dayanır ve kaynak, şehrin kendi edebî hayatını anlatan bölümdür.

Şiiri

Seyfî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin ondan bir örnek vermez. Güzel de Amasya Tarihi'nde adı geçen âşıkların eserlerinden örnek bulunmadığını ve başka kaynaklarda da bu âşıkların herhangi bir eserine ulaşamadığını belirtir. Hüsameddin'in sözünü ettiği yanık manilerin bir kısmı Seyfî'ye ait olabilir; ama bu maniler yazıya geçirilmeden XX. yüzyıl başında onları bilen son kişilerle birlikte büyük ölçüde kaybolmuştur. Deli Seyfî Bey'in maddesinde geçen beyit ise ne bu halk şairine ne de kesin olarak Deli Seyfî'nin kendisine aittir; Hüsameddin onu yalnız Deli Seyfî'nin ağzından düşürmediği bir söz olarak anar. Amasya'nın saz ve mani geleneği hakkında daha geniş bilgi Amasya türküleri ve uzun havalar ile Amasya'da âşıklık geleneği yazılarındadır.

Kaynakların Durumu

Listedeki Seyfî tek kaynaklı bir şairdir. Hüsameddin'in altıncı ile on ikinci ciltlerinde Seyfî adını taşıyan maddeler bulunur, fakat yukarıda gösterildiği gibi hiçbiri XVII. yüzyılda yaşamış bir halk şairine ait değildir. Güzel'in çalışması bilgiyi Hüsameddin'den alır; yöre âşıklarını sayan yakın dönem çalışmalarında da bu ad geçmez. Sayfadaki tarihlendirme bizim çıkarımımızdır; adaşlarla ilgili bilgiler ise her birinin kendi kaynağına dayanır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar