Özgün Metin

Kıbleden döndi esüp bâd-ı nesîm-i kudret
Başladı itdi temevvüc yine deryâ-yı çemen
Câ-be-câ yelken açup çıkdı açıldı ezhâr
Sanki deryâ-yı sefîd oldı fezâ-yı gülşen
Serv bir hûb direk dikdi turup anda revân
Yâsemenler anun etrâfına bagladı resen
Keştî-i tâli’imüz gel salalum engîne
Be diye n’olsa gerek tente forasun yelken
Bizi salın diye çignetdi hevâ-yı kaddün
Karaya indi gam-ı hattun ile keştî-i ten

Günümüz Türkçesiyle

1. Kudret meltemi kıbleden dönüp esmeye başladı; çimen denizi yine dalgalanmaya koyuldu.

2. Çiçekler yer yer yelken açıp çıktı, açıldı; gül bahçesinin genişliği sanki Akdeniz oldu.

3. Selvi orada hemen güzel bir direk dikti; yasemenler onun çevresine halat bağladı.

4. Gel, talihimizin gemisini açık denize salalım; "be" deyip tenteyi fora etsek, yelkeni açsak ne olur.

5. Boyunun havası bizi "salın" diye coşturdu; ama ten gemisi, yüzündeki ayva tüylerinin verdiği gamla karaya oturdu. Beyit iki türlü okunabilir: "salın", gemiyi denize salmak ile sevgilinin salınarak yürümesi arasında bir tevriye taşır; "çignetdi" kelimesinin anlamı da kesin değildir, burada coşturmak, kışkırtmak anlamında anlaşılmıştır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki beş beyit, Derûnî-i Sânî'nin bir kasidesinden tezkirelere alınmış parçadır; kasidenin bütünü bilinmiyor. Beyitler "-en" kafiyesiyle biter (çemen, gülşen, resen, yelken, ten). Beyânî bu şiiri Âgehî'nin kasidesine yazılmış bir nazire olarak tanıtır ve "hûb dimişdür", yani güzel söylemiş der. Kınalızâde de şiirin bir bahariye, yani baharı anlatan bir kaside olduğunu ve Âgehî'nin kasidesinden aşağı kalmadığını yazar. Tezkire neşirleri vezni göstermez; mısralar fâilâtün feilâtün feilâtün fa'lün kalıbına uygun düşer, bu tespit bizimdir. Metin Beyânî'den verilmiştir. Kınalızâde'de dördüncü beytin ikinci mısraı "Be diye n'olsa gerek tente fora sun yelken", beşinci beytin ikinci mısraı "Karaya atdı gam-ı zülfünle keştî-i ten" biçimindedir; bu okuyuşa göre gemiyi karaya atan, sevgilinin zülfünün verdiği gamdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Kasidenin bu parçası, baharı bir deniz yolculuğu olarak anlatan uzun bir istiareye dayanır. İlk beyitte rüzgâr kıbleden eser; denizcilikte kıble, güneyden esen rüzgâra verilen addır ve bahar meltemi olarak burada yerindedir. Rüzgârla birlikte çimenlik dalgalanır ve bir denize dönüşür. İkinci beyitte açılan çiçekler yelken açmış gemilere, gül bahçesi ise Akdeniz'e benzetilir; "deryâ-yı sefîd", ak deniz, aynı zamanda beyaz çiçeklerle örtülü bahçeyi düşündürür. Üçüncü beyitte selvi geminin direği, onu saran yasemenler direğe bağlanan halatlar olur. Bu benzetmeler, bahçedeki dikey selvi ile ona sarılan yasemen sarmaşığının görüntüsüne dayandığı için kolayca gözde canlanır.

Dördüncü beyitte şair, talihin gemisini açık denize, yani engine salmaya çağırır. "Tente" ve "fora" denizcilerin kullandığı kelimelerdir; fora, yelkenin ya da bayrağın açılması için verilen komuttur. "Be" ise bir seslenme ve coşku ünlemidir. Beşinci beyitte aşk konusuna geçilir: sevgilinin boyunun havası bizi coşturup denize açılmaya kışkırtmış, fakat yüzündeki ayva tüylerinin, Kınalızâde'nin okuyuşuna göre de zülfünün verdiği gam, ten gemisini karaya oturtmuştur. "Hevâ" kelimesi hem hava, rüzgâr hem de arzu anlamına geldiği için tevriyelidir; bahar rüzgârı ile âşığın arzusu aynı kelimede birleşir. Kıble, yelken, direk, halat, engin, tente, fora ve kara kelimeleri arasında güçlü bir tenasüp vardır.

Tarihî Bağlam

Kınalızâde'ye göre Âgehî, Yenice-i Vardarlı bir kadıdır ve en tanınmış şiiri, bir gemici gence âşık olduğunda denizcilerin terimleriyle söylediği "Çekdürüp firkateni oldun alarka benden" diye başlayan kasidedir; Beyânî de onun firkate kasidesinin büyük şöhret kazandığını yazar. Derûnî'nin nazire olarak yazdığı kasidenin yelken, direk, halat, engin, tente ve fora gibi denizcilik kelimeleriyle örülmüş olması, onun bu firkate kasidesine yazıldığını düşündürür. Tezkireciler nazirenin hangi kasideye yazıldığını adıyla söylemediği için bu eşleştirme bizim çıkarımımızdır. Kınalızâde Âgehî'nin 985 (1577) yılında İstanbul'da öldüğünü kaydeder; Derûnî'nin naziresinin yazıldığı tarih bilinmiyor.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar