Özgün Metin

Ol dem ki fenâ buldı şehr-i dil-âbâdum
Hîç nesneye meyl itmez bu hâtır-ı nâ-şâdum
Şimdi garazum bu kim anlamıya hîç âdem
Ey bü’l-heves-i devlet magrûr-ı mey-i gaflet
Şimdengirü dünyâyı al sana bagışladum

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönlümün mamur şehri yok olduğu andan beri bu kederli gönlüm hiçbir şeye meyletmez. Şimdi tek amacım, kimsenin bunu anlamamasıdır. Ey devlet ve ikbal hevesine kapılmış, gaflet şarabıyla mağrur olan kişi, bundan böyle dünyayı al, onu sana bağışladım.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Elimizdeki metin, beşer mısralık bentlerden oluşan bir muhammesin tek bendidir. Beyânî şiiri "murabba" diye anar; neşri hazırlayan Aysun Sungurhan dipnotta bunun muhammes olduğunu belirtir, Kınalızâde de aynı şiiri açıkça "muhammes" diye verir. Şiirin öteki bentleri bilinmiyor. Birinci, ikinci ve beşinci mısralar "-âdum" sesleriyle kafiyelenir (dil-âbâdum, nâ-şâdum, bagışladum), dördüncü mısrada ise "devlet" ile "gaflet" arasında bir iç kafiye vardır. Üçüncü mısranın sonundaki "âdem" bu kafiye düzenine tam uymaz; metnin tezkirelere aktarılırken değişip değişmediği bilinmiyor, bu gözlem bizimdir. Tezkire neşirleri vezni göstermez; mısralar mef'ûlü mefâîlün kalıbının iki kez tekrarına uygun düşer, bu tespit de bizimdir. Metin Beyânî'den verilmiştir. Kınalızâde'de dördüncü mısra "Ey bu'l-heves-i devlet mahmûr-ı mey-i gaflet", son mısra "Şimden girü" diye başlar; "mağrur" yerine gelen "mahmur" kelimesi, gaflet şarabıyla sarhoş olmuş kişiyi daha açık bir şarap mecazıyla anlatır.

Anlam ve Söz Sanatları

Bent, dünyadan el çekmiş bir dervişin diliyle kurulmuştur. "Şehr-i dil-âbâd", gönlün mamur şehri demektir; divan şiirinde gönül sık sık bir şehir ya da ülke olarak düşünülür ve aşk ya da gam onu yakıp yıkar. Burada şehrin yıkılması, şairin artık hiçbir şeye bağlanmayan hâlinin sebebi olarak gösterilir. Üçüncü mısradaki "garaz" kelimesi amaç anlamındadır ve şairin derdini kimseye anlatmama isteğini dile getirir. Bu sessizlik isteği, son iki mısradaki açık seslenişle tezat oluşturur. "Ebü'l-heves", hevesin babası, yani hırsa kapılmış kişidir; "mey-i gaflet" ise insanı Tanrı'dan ve ölümden habersiz bırakan dünya sevgisini şaraba benzeten bir istiaredir. Bendin sonunda şair, dünyayı bir hediye gibi karşısındakine bağışlar. Bu jest, dünyaya değer vermeyen derviş tavrının hem tevazuu hem de küçümsemesidir: değersiz bulduğu şeyi isteyene bırakır.

Tarihî Bağlam

Şiirin yazılış vesilesini iki tezkireci farklı tonlarda anlatır. Beyânî'ye göre Derûnî önce Şehzade Mustafa'nın kapısına intisap etmiş, sonra Şehzade Selim'in kapısına gelmiş ve orada gönlünce bir ilgi göremeyince bu şiiri bağlamıştır. Kınalızâde ise Derûnî'nin Şehzade Selim'in özel meclisine kabul edildiğini, ama şehzadenin lütfuna nankörlükle karşılık verip bu muhammesi yazdığını söyler. Şiir şehzadenin kulağına ulaşınca öfkesini kabartmış ve şair kapıdan kovulmuştur. Bu anlatılara göre "ebü'l-heves-i devlet" hitabı, saltanat hevesindeki bir şehzadeye ya da onun çevresine yöneltilmiş bir iğne gibi anlaşılmıştır. Hitabın kime yöneldiğini şiirin kendisi açıkça söylemez; bu okuma tezkirecilerin anlatısına dayanır. Şairin Şehzade Mustafa ile bağı ve bunun Amasya ile ilişkisi bu kategorideki biyografi yazısında ayrıca ele alınmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar