Özgün Metin
Vezin: semailerde yaygın mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün kalıbına yakın; yayımcıya göre kalıp uyumsuzlukları var
Ḥayâliňi bilen çoḳdur sırıňa olmasun âgâh
Görenler metḥiň eylesün ḳaşı siyâh gözi siyâh
Ḳuşatmış edirafıňa yeňi yıldız cemâl-i mâh
Bu bî-çâre Filib ḥüsnüň görüp didi maâşallah
Dudu dillim ince bellim ḳorḳaram ayrıluň benden
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin hayalini bilen çoktur, ama sırrından kimse haberdar olmasın. Seni görenler övsün: kaşı kara, gözü kara. Ay gibi güzel yüzünün çevresini yeni yıldızlar kuşatmış. Bu çaresiz Filib güzelliğini görünce "maşallah" dedi. Papağan dilli, ince belli güzelim, benden ayrılırsın diye korkarım. Son mısradaki "ayrıluň" makaledeki okumadır; "ayrılasın" ya da "ayrılırsın" anlamında anlaşılmıştır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki beş mısra, Merzifon Cönkü'nün 100. sayfasındaki bir şiirden alınmıştır. Metin Hakverdioğlu şiiri "semâ‘î-i müseddes", yani altı mısralık bentlerle kurulmuş bir semai olarak tanımlar. Semai, halk şairlerinin aruzla da söylediği, ezgiyle okunan bir şiir türüdür. Aktarılan bentte beş mısra vardır; ilk dört mısra "âgâh, siyâh, mâh, maâşallah" sözleriyle "-âh" sesinde kafiyelenir, beşinci mısra ise farklı bir sesle biter ve bir nakarat gibi durur. Altı mısralık bir bentte beş mısra bulunması bir mısraın eksik aktarıldığını, mahlasın dördüncü mısrada geçmesi de bu bendin semainin son bendi olabileceğini düşündürür; iki gözlem de bizimdir. Hakverdioğlu şiirde kalıp uyumsuzlukları bulunduğunu ve bunun şairin muhtemelen gayrimüslim şivesinden kaynaklanan açık-kapalı hece farkıyla ilgili olabileceğini belirtir. Üçüncü mısradaki "edirafıňa" yazımı "etrafına" kelimesinin makaledeki okumasıdır ve aynen bırakılmıştır.
Anlam ve Söz Sanatları
Bent, sevgilinin güzelliğini övgüyle, âşığın hâlini ise alçakgönüllülükle anlatır. İlk mısrada sevgilinin "hayali", yani görüntüsü herkesçe bilinir, ama "sırrı" kimseye açılmamalıdır; bu karşıtlık, görünen güzellik ile gizli kalması gereken aşk arasında bir ayrım kurar. İkinci mısrada "ḳaşı siyâh gözi siyâh" tekrarı halk söyleyişine yakın, ezgili bir övgüdür. Üçüncü mısrada sevgilinin yüzü aya, çevresindekiler yıldızlara benzetilir; ay ile yıldızlar arasındaki bu uyum tenasüp sanatının bir örneğidir. Dördüncü mısrada şair kendini "bî-çâre", çaresiz diye anar ve sevgiliyi görünce "maşallah" dediğini söyler; bu kelime nazardan korumak için söylenen bir dua olduğu için övgüye koruyucu bir sıcaklık katar. Beşinci mısradaki "dudu dilli", yani papağan gibi tatlı konuşan ve "ince belli" sıfatları, halk şiirinin sevgili tasvirinin bilinen öğeleridir.
Tarihî Bağlam
Hakverdioğlu şiirin şairinin adını "Filib" diye okumuş, ama emin olmadığı için şiiri isimsiz şiirler arasında saymıştır. Merzifon'un gayrimüslim nüfusun yoğun yaşadığı bir yer olması ve Merzifonlu Eyüp Sabrî'nin divançesinde "Ohannes" redifli bir şiir bulunması, adın Filip (Philip) olabileceği ve şairin bir gayrimüslim olabileceği yorumunu destekler. Bu yorum kaynakta da bir ihtimal olarak sunulmuştur ve şairin kimliği bilinmemektedir. Şair ve okumanın belirsizliği üzerine bilinenler Filib biyografisinde anlatılmıştır.
Kaynakça
- Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 543-558 (metin s. 546, Cönk, s. 100). doi: 10.7816/idil-08-57-02. https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
Çevrimiçi kaynaklar

