Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün

Nâr-ı sevdâ şiddet-efzâ-yı melâl olmuş sana
Câm-ı meyden neş’e-yâb olmak muhâl olmuş sana
Bir zamândır tavr-ı mahzûnâne göstermektesin
Ey ciger-pârem aceb bilmem ne hâl olmuş sana
Leyl-i zülfün âlemi zindâna döndürmüş senin
Yüzlerin bir âftâb-ı bî-zevâl olmuş sana
Şi’ri rengînim gibi bir nev-edâ var sende kim
Acz-i erbâb-ı fuhûl ancak meâl olmuş sana
Bağ-ı hüsnünde seyrederken şevk ile bülbül gibi
Merdüm-i dîdem kalup rûyunda hâl olmuş sana
Hıfzîyâ durma sühan-perdâz ol câm aşkına
Fıtratın sâkî-i feyz-i Lâ-yezâl olmuş sana

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevda ateşi senin için kederi artıran bir şey olmuş; şarap kadehinden neşe bulmak sana imkânsız hâle gelmiş.

2. Bir süredir hüzünlü bir tavır gösteriyorsun. Ey ciğerimin parçası, acaba sana ne oldu, bilmiyorum.

3. Gece gibi siyah saçın dünyayı zindana çevirmiş; yüzün ise senin için hiç batmayan bir güneş olmuş.

4. Sende benim renkli şiirim gibi yeni bir eda, yeni bir hâl var ki büyük ustaların bile seni anlatmaktaki acizliği, senin hakkında söylenebilecek tek sonuç olmuş. Beyit iki türlü okunabilir: "meâl" sonuç anlamında alınırsa usta şairlerin sözü sende tükenir; açıklama, yorum anlamında alınırsa onların acizliği seni anlatan tek tefsir olur.

5. Senin güzellik bahçende bülbül gibi şevkle gezerken gözümün bebeği yüzünde kalmış, sana bir ben olmuş.

6. Ey Hıfzî, durma, kadeh aşkına söz söyle; yaratılışın sana ezelî ve ebedî Tanrı'nın feyzini sunan bir sâkî olmuş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir gazeldir; mahlas son beyitte "Hıfzîyâ" biçiminde, şairin kendine seslenişiyle geçer. Redif "olmuş sana", kafiye "melâl, muhâl, hâl, bî-zevâl, meâl, hâl, Lâ-yezâl" kelimelerindeki "-âl" sesidir. Beşinci beyitte "hâl" kelimesinin ikinci kez kafiye olması dikkat çekicidir: ikinci beyitte durum anlamındaki "hâl", beşinci beyitte yüzdeki ben anlamında kullanılmıştır. Bu, aynı sesli ama ayrı anlamlı kelimelerle yapılan cinaslı kafiyedir. Vezin "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar; kaynak vezni göstermez, tespit bizimdir. Gazeli Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde İsmail Hakkı Aksoyak, Orhan Bilgin'in 1992 tarihli neşrinin 85. sayfasından aktarır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti alışılmış bir durumu tersine çevirir. Divan şiirinde genellikle âşık hüzünlüdür; burada ise hüzünlü olan sevgilidir ve şair ona "ciger-pârem", ciğerimin parçası diye seslenerek ne olduğunu sorar. İlk beyitteki "nâr-ı sevdâ" hem aşk ateşi hem de kara sevda, melankoli olarak anlaşılabilir; eski tıpta sevda, insana keder veren kara safra demektir. Üçüncü beyit gece ile güneş tezadı üzerine kurulur: sevgilinin siyah saçı dünyayı zindana çevirir, yüzü ise batmayan bir güneştir. Saçın geceye, yüzün güneşe benzetilmesi divan şiirinin en yerleşik mazmunlarındandır.

Dördüncü beyitte şair sevgilinin güzelliğini kendi şiiriyle karşılaştırır ve "erbâb-ı fuhûl", yani büyük ustaların bile onu anlatmakta aciz kaldığını söyler. Bu, hem sevgiliye hem de şairin kendi şiirine yönelik bir övgüdür. Beşinci beyitteki imge gazelin en canlı buluşudur: bülbül gibi güzellik bahçesinde gezen âşığın gözbebeği sevgilinin yüzünde kalır ve orada bir ben olur. Gözbebeğinin siyahlığı ile yüzdeki benin siyahlığı arasında kurulan bu benzerlik, "hâl" kelimesinin iki anlamıyla da desteklenir. Son beyitte şair kendine seslenir; kadeh ve sâkî imgeleri tasavvufî bir anlama açılır, şiir söyleme gücü Tanrı'nın bitmeyen feyzinin bir armağanı sayılır.

Tarihî Bağlam

Gazelin kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmiyor. Aksoyak'ın maddesine göre Hıfzî 1851'de Merzifon'da doğmuş, gençliğinde babasıyla birlikte uzun yolculuklara çıkmış, Doksanüç Harbi'nde gösterdiği kahramanlıkla "Gazi" unvanını almış ve 1892'de ölmüştür. Şairin bütün şiirleri, Merzifonlu Eyüb Sabrî'nin divanıyla birlikte Bilgin'in kitabında yayımlanmıştır; bu gazel, o şiirlerden bugün çevrimiçi okunabilen tek örnektir. Gazelde görülen dördüncü beyitteki özgüven ve son beyitteki şiir söyleme çağrısı, şairin kendini bir divan şairi olarak gördüğünü düşündürür. Şairin hayatı için Hıfzî yazısına bakılabilir.

Kaynakça

  • Orhan Bilgin, Merzifon'lu İki Şair (Eyüb Sabrî-Hıfzî), İstanbul: Enderun Kitabevi, 1992, s. 85 (Aksoyak 2014 aktarımıyla).
  • İsmail Hakkı Aksoyak, "Hıfzî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 13.03.2014 (güncelleme 02.12.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/hifzi

Çevrimiçi kaynaklar