Hıfzî, XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış Merzifonlu bir divan şairidir. Asıl adı kaynaklarda geçmez; mahlasıyla ve Doksanüç Harbi'nde kazandığı "Gazi" unvanıyla bilinir. Hakkındaki bütün bilgiler, Orhan Bilgin'in 1992'de yayımladığı Merzifon'lu İki Şair (Eyüb Sabrî-Hıfzî) adlı kitaba ve bu kitaptan yararlanan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü maddesine dayanır. Kitabın öteki şairi, Merzifon'un yirmi dört yaşında ölen genç şairi Eyüb Sabrî'dir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde Merzifonlu Hıfzî adına bir madde bulunmaz; bu yüzden şair, kaynakları tek bir çalışmaya bağlı kalan isimler arasındadır.

Hayatı

Hıfzî 1267 yılının Ramazan ayında, yani 1851 yazında Merzifon'da doğdu. İsmail Hakkı Aksoyak'ın Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki maddesi şair hakkındaki bilgilerin oldukça sınırlı olduğunu belirterek başlar. Gençliğinde babasıyla birlikte seyahatlere çıktı ve pek çok yer dolaştı; bu yolculuklar sırasında birçok kişiyle tanıştı ve pek çok kitap okudu. Bu geziler, şairin bilgisini büyük ölçüde okuyarak ve görerek edindiğini düşündürür; ancak hangi şehirleri gördüğü ve babasının kim olduğu bilinmemektedir.

Şairin hayatında belgelenen tek somut olay, 1293 (1877-78) Osmanlı-Rus Savaşı'na, halk arasındaki adıyla Doksanüç Harbi'ne katılmasıdır. Savaşta gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle kendisine "Gazi" unvanı verilmiştir. Hangi cephede, hangi birlikte bulunduğu kaynakta yazılı değildir. Amasya ve Merzifon'dan bu savaşa katılanların genel hikâyesi sitedeki 93 Harbi ve Amasya yazısında anlatılmıştır. Hıfzî 1310 (1892) yılında, kırk bir yaşındayken öldü. Nerede gömüldüğü bilinmiyor.

Amasya ile Bağı

Hıfzî'nin Amasya ile bağı Merzifon doğumlu olmasından gelir. Merzifon o dönemde Amasya sancağına bağlı bir kazaydı ve XIX. yüzyılda canlı bir şiir hayatına sahne oluyordu. Bilgin'in Hıfzî'yi Eyüb Sabrî ile aynı kitapta ele alması da iki şairin aynı kasabanın edebî çevresinden geldiğini gösterir. Hıfzî, Sabrî'den sekiz yaş küçüktür ve Sabrî 1866'da öldüğünde on beş yaşındaydı; iki şairin birbirini tanıyıp tanımadığına dair bir kayıt yoktur.

Şiiri

Aksoyak'a göre Hıfzî'nin divan şiiri nazım biçimlerinin yanı sıra halk şiiri nazım biçimleriyle yazılmış şiirleri de vardır. Bu özellik onu Merzifon'un aynı yüzyıldaki öbür şairleriyle, özellikle aruzla heceyi bir arada kullanan Eyüb Sabrî ile yakınlaştırır. Şiirlerinin tamamı Bilgin'in kitabında yayımlanmıştır; kitabın çevrimiçi bir kopyasına ulaşılamamıştır.

Elimizdeki tek tam metin, Aksoyak'ın Bilgin'den örnek olarak aktardığı "Nâr-ı sevdâ şiddet-efzâ-yı melâl olmuş sana" gazelidir. Altı beyitlik bu gazel, hüzünlü bir sevgiliye seslenir; mahlas beytinde ise şair kendisine şiir söylemeyi bırakmamasını öğütler ve yaratılışının ona ezelî feyzin sâkîsi olduğunu söyler. "Şi'ri rengînim gibi", yani renkli şiirim gibi diye başlayan beyit, şairin kendi şiirine duyduğu güveni de gösterir. Gazel bu kategoride ayrı bir sayfada özgün metin, günümüz Türkçesi ve yorumla verilmiştir.

Kaynakların Durumu ve Aynı Mahlaslı Şairler

Hıfzî'ye ilişkin bilgilerin tek dayanağı Bilgin'in kitabının 83-85. sayfalarıdır ve bu sayfalara Aksoyak'ın maddesi üzerinden ulaşılmıştır. Ailesi, öğrenimi, mesleği ve asıl adı bu yüzden bilinmez. Hıfzî mahlası Amasya'da eskiden beri kullanılmıştır ve Merzifonlu şair bu adı taşıyan öteki kişilerle karıştırılmamalıdır. Hüsameddin, II. Bayezid'in şehzadeliği sırasında Amasya'da bulunan Hıfzî mahlaslı Mevlânâ Şehrî Ali Çelebi'yi ve 1103 (1691-92) yılında ölen Amasya nâibi oğlu Hıfzî Abdurrahman Efendi'yi kaydeder; ikincisinin bir gazeli Abdî Efendi'nin Amasya tezkiresinde korunmuştur. Bu iki şair XV. ve XVII. yüzyıllara aittir ve Merzifonlu Gazi Hıfzî ile ilgileri yoktur.

Kronoloji

Ramazan 1267 (Haziran-Temmuz 1851): Hıfzî Merzifon'da doğar.

1293 (1877-78): Osmanlı-Rus Savaşı'na katılır ve "Gazi" unvanını alır.

1310 (1892): Hıfzî ölür.

1992: Orhan Bilgin şairin şiirlerini Eyüb Sabrî'ninkilerle birlikte yayımlar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar