Amasya ulemâsından Muhyiddîn Mehmed Efendi’nin mahdûmu olduğu ve adı 901’de yazdığı bir kitâbda kendi imzâsıyla görüldü. “Şakâyık”da; “Âlim, âmil, fâzıl, kâmil, Mevlânâ Ibrîzâde -rahmetullahi teâla-” diye yazılıdır. Adının ne olduğu belli değildir.
“Şakâyık”da yazıldığı üzere;
“Ol karnın ulemâsından teallüm edib Mevlânâ Hatibzâde Muhyiddîn Mehmed Çelebi’nin hizmetinde tekmil-i kemâlât eyledi. Sünnet-i kadîme-i kavîme üzere ba’zı medârise müderris olup mahmiye-i Amasya’da Hüseyniyye Medresesi’nde müderris iken vefât eyledi. Âdat-ı müstedîmesi, medrese-i mezkûrenin hücurâtından bir hücrede sâkin olup leylen ve nehâren, sırran ve cehren meşâğil-i ilme iştigâlden hâli olmamak idi.
Bu şîme-i hasene üzere erbâb-ı talebe ifâde edib te’lîf ve tasnîfe meşgûl oldu. Lakin müsevvidât-ı mûsânnefâtı müsveddede kalıp ihtirâm-ı meniyye sebebiyle ihtirâm-ı ümniyye-i itmâm ve tebyîzden mahrûm oldu.”
Benim tetebbuâtıma göre Hüseyniyye medresesi Amasya’da Bahçeler içinde kâin “Büyük Ağa” demekle, Hüseyin Ağa medresesi olup [463] 910’da Şirvânî Hibetullah Efendi’nin azliyle sâhib-i terceme müderris oldu. 914’de bu medreseye Taşköprülü Musliheddîn Efendi müderris olduğu kayden sâbit olduğuna, sâhib-i terceme 914’de vefât etdiği anlaşılır.