Amasyalıdır. Esbak Amasya müftüsü ve Sultânîye müderrisi olan Beyzâde Seydî Ali Efendi bin Ahmed Çelebi mahdûmu ve tercemesi yukarıda geçen Bâlîzâde Abdurrahman Efendi’nin kerîmezâdesidir. Amasya’da Acem Ali Mahallesi’nde doğdu. Pederinden ve Musliheddîn Efendi gibi zevâtdan mukaddimât-ı ulûm görüp İstanbul’a gitdi. [468]

Emîr Buharî Tekkesi şeyhi Amasyalı Mahmûd Çelebi yanında imâmet ve Şeyhülislam Amasyalı Cemalîzâde Alâeddîn Ali Efendi’nin mahdûmu Mevlânâ Cemâleddîn Mehmed Efendi’nin dersine mülâzemet ve Mahmûd Paşa müderrisi Mevlânâ Sa’di Efendi’nin Dârülifâde’sine muvâzabet ederek ikmâl-i tahsîl etdi.

Sa’di Efendi’nin Bursa Sultânîyyesi müderrisliğinde muîd ve mülâzımı olup, ibtidâ yirmi akçe ile Bursa’da Amasyalı Bâyezîd Medresesi müderrisi, ba’dehû yirmi beş akçe ile Çankırı’da Cemâleddîn müderrisi sonra otuz akçe ile Alaşehir’de Yıldırım Hân müderrisi oldu.

942’de Karabağî Mehmed Efendi yerine kırk akçe ile İznik’de Süleyman Paşa, 946’da Edirne’de Halebiyye müderrisi ve Emîr Neccârî tekkesi şeyhi Abdullatif Efendi’nin hemşîresi Mükerreme Hâtun ile teehhül ederek 949’da İstanbul’da Hâseki Sultân ve 952’de Sahn-ı Semâniye ve birkaç ay sonra Edirne’de Sultân Bâyezîd müderrisi oldu.

Hâseki Sultân vasıtasıyla ma’lûm-i pâdişâhî ve sadr-ı âlî olduğundan 953 senesi evâilinde Halep, 954 recebinde Bursa ve şâbânında Edirne mollası oldu. Dört yıl Edirne’de icrâ-yı ahkâm edib 958 şevvâlinde [469] birden Rumeli Kazaskeri olarak İstanbul’a geldi.

Tam altı yıl mevkiini muhâfaza edib Şeyh Abdullatîf Efendi’nin vekîl-i harcı olan Derviş Ali’nin yolsuz ve müz’ic harekâtını is’âf etdiğinden lisâna gelip 964 senesi şevvâlinin yirmi üçüncü günü azl ve vazîfe-i emsâl ile tekâüd edildiği gibi Abdüllatîf Efendi de Mekke-i Mükerrereme’ye i’zâm edildi.

Beş yıl kadar tekâüd vazîfesiyle dem-güzâr iken 969 senesi recebinde Kâhire kazâsı ile tekrîm olunup Mısır’a gitdi. 971 cumâdelâhiresinin dokuzuncu günü isti’fâ eylediğinden yine vazîfe-i emsâl ile tekâüd edildi. 974 cumâdelûlâsı gurresinde Mekke-i Mükerreme kadısı oldu.

Mısır’dan İstanbul’a gelirken Manisa’ya uğrayıp vâlisi olan Sultân Selim-i Sânî’ye ba’zı hedâyâ-yı seniyye takdîm ederek arz-ı ubûdiyet etmiş ve İstanbul’a vusûlünde sadârete nasbı teşebbüsâtında bulunmuş olduğundan Mekke-i Mükerreme’ye mevleviyetle gönderildi.

977 recebinde nâil-i saltanat olan Sultân Selim-i Sânî’ye takdîm etdiği isti’fâ ve niyâznâmesi üzerine [470] me’zûnen İstanbul’a geldi.

981 senesi muharreminde Müeyyedzâde Şeyhî Abdülkâdir Efendi yerine ikinci defa Rumeli kazaskeri oldu. İki yıldan ziyâde icrâ-yı ahkâm-ı sadâret edib 983 senesi rebîülevvelinde kulağına ârız olan zâf-ı pîrî üzerine azledilip üç gün sonra vefât etdi. Emîr Buhârî türbesi mukâbilinde yaptırdığı mektebi sahâsında medfûndur.

Âlim, fâzıl, ulûm-ı edebiyye ve Arabiyye’de yektâ, gâyet serîü’l-intikâl, zekî, müdebbir, ahkâm-ı zamâna vâkıf, vüzerâ ve sudûr-ı kirâm ile pek mümtezic, halûk, leyyinü’l-cânib bir zât idi. “Terğibü’l-edîb” adıyla “Hidâye” evâ’iline hâşiyeleri vardır. Üstâdı Sa’dî Efendi’nin “Hidâye”, “Ekmel ve Kâmus” üzerine yazdıkları ta’likâtı cem ve tedvîn ederek bunları birer kitâp yapmışdır.

Tab’an kerîm, âlî-himmet idi. İstanbul’da Yenibahçe kurbunda bir câmi-i şerîf, medfeni yanında mekteb, Edirne, Bursa ve Amasya’da birer mescid-i şerîf inşâ etdi. Bunlara emlâkını vakfederek vazîfeler tahsîs eyledi. [471] Rengi kızıl olduğundan “Kızıl Molla” demekle meşhûr idi.