Dördüncü Sultân Murad’ın Revân Harbi’nden avdetinde Gence’den beraber Amasya’ya gelen ve Sultân Bâyezîd imâreti şeyhi olup 1058’de vefât eden Genceli Veli Bey’in birâderi Behram Beyzâde Ali Ağa’nın oğludur.

Amasya’da müfessir Hızır Efendi’nin tilmîz ve dâmâdı fuzalâdan Hacı Osmân Feyzi Efendi’den ikmâl-i tahsîl ve Fazlızâde Mustafa Efendi’den temeşşuk edib Amasya Evkâf-ı Sultânîyye kâtibi olmuştu. Bu esnâda Samsun-Amasya yolunu kesen Gavur Murad sergerdeliğinde toplanan eşkiyâyı tenkîl etmeye me’mûr olarak 1106’da Çakırcıbaşı Topal [383] Yûsuf Ağa İstanbul’dan Amasya’ya gelmişti.

Bunun hat ü kitâbeti ilm ü kiyâseti senâ edildiğinden maiyyetine kâtib aldı. Yûsuf Ağa, Rumeli pâyesiyle Anadolu müfetdişi oldukda mühürdârı ve 1109’da müşârün-ileyhin vezâretinde divân kâtibi ve bunun vesâtatıyla sâdâret mektûbî kalemine çerağ oldu.

Burada tefeyyüz ederek hulefâdan olup 1122 senesi rebîülâhirinde Köprülüzâde Nu’man Paşa’nın sadâretinde mektûbçu ve Osmancıklı Baltacı Mehmed Paşa’nın sadâretinde 1123 senesi saferinde reîsülküttâb olarak temâyüz etdi.

Ancak Baltacı Mehmed Paşa’nın irtikâb etdiği hatadan dolayı 1124 şevvâlinin dokuzuncu günü Mehmed Paşa katledildiği esnâda halefi Yûsuf Paşa’nın arzıyla bu da azledildi. Tam bir yıl açıkdı.

1125 senesi şevvâlinde İstanbul kâim makâmı Amasyalı Hacı Ahmed Paşa’nın himmetiyle cizye muhâsebecisi, 1126’da piyâde, 1127’de süvârî mukâbelecisi ve 1128 şa’bânında sadâret mektûpçusu olarak riyâset va’d edildiği halde zilka’desinde sadâretin [384] tebeddülüne binâen zilhiccenin altıncı günü süvârî mukâbeleciliğine iâde edildi.

1129 senesi recebinde Ordu-yı Hümâyûn’da bulunan Reîsülküttâb Kadri Efendi’ye rikâb-ı hümâyûnda vekil ve Ramazân Kadri Efendi’nin azliyle asâleten Reîsülküttâb olup Ordu-yı Hümâyûn’a gönderildi. 1130 senesi ramazanının ikinci günü rütbe-i vezâretle Teke Sancağı mutasarrıfı ve Tuna havâlîsinin kat’-ı hudûduna me’mûr oldu.

1130 senesi zilhicesinde Karaman ve Adana eyâletlerine birlikte mutasarrıf ve Niğbolu muhâfızı, 1132 rebîülevvelinde Halep ve sonra Diyarbekir vâlisi ve 1135 senesi zilhiccesinde Erzurum eyâletiyle İran seraskeri, 1137 şevvâlinde Trabzon eyâletiyle Van ciheti seraskeri oldu.

1138 rebîülâhirinde Sivas vâlisi ve 1139 cumâdelûlâsında Halep eyâletiyle Revân muhâfızı, 1141 rebîülevvelinde Sivas vâlisi ve Şark seraskeri, 1143 rebîülevvelinde Erzurum vâlisi oldu. Ancak Gence ve havâlîsi halkına karşı müsâmahakârâne hareket ve Ordu-yı Hümâyûn’un idâresinde uygunsuz hâlâta cesâret etmesi yüzünden 1144’de azledilip Halep’de Taşlıbakır’da ikâmete me’mûr oldu. [385]

1145 senesi muharreminde kendisine medâr-ı maîşet olmak üzere Teke Sancağı mutasarrıflığı verilmişdi. Ancak orduda yapılan tahkîkâtda ba’zı yolsuz harekâtı ordunun inhizâmına bâis olduğu arz edilmiş olmakla sene-i mezbûrenin cumâdelûlâsında i’dâm edildi.

Âlim, şâir, inşâ ve kitâbette mahâreti müsellem, muktedir olmakla beraber hadîd ve müteazzım idi. Mahdûmları Ali, Behram beyler 1152’de Amasya’da görüldü. Divân kâtibi ve dâmâdı Süleyman Efendi ricâldendir. Amasya’da “Gencelioğulları” ma’rûfdur.