1118’de Amasya şehir kethüdâsı olan Hacı Hüseyin Ağa ahfâdından Hüseyin Ağa’nın mahdûmudur. Ulemâdan ve hâssaten Canikli Mehmed Efendi’den tahsîl-i ilim edib Nakşibendiyye meşâyih-i kirâmından Hicâbî Abdulbâki Efendi’nin hizmetinde tefeyyüz ederek hulefâsından oldu.

Acem Ali Mahallesi’nde kâin hânesinin selâmlık kısmını zâviye ittihâz ederek bu zâviyesi şeyhi oldu. Otuz yıl kadar zikir ve tevhîd, halkın tehzîb-i ahlâkına himmet ederek 1265’de vefât etdi. Uzunyol Mezârlığının dağ tarafında kâin bahçesinde medfûndur. Şeyh-i müşârün-ileyh, âlim, âbid, gâyet müteşerri’, [387] asrının kutbu idi. Cuma geceleri zâviyesi bir mahfil-i ulemâ ve meşâyih olup sohbetinde ruhâniyet-i Muhammediye neş’esi duyulurdu. Samt ve sükûtu gâlib, vakûr, sözünde ve özünde Nakşibendiyye haşmeti görülürdü.

Ulemâ ve meşâyih arasında “Aziz Efendimiz” unvânıyla anılır, herkes sözlerini can kulağıyla dinler, meclisinde lağviyyât ve hicviyyâta ait sözler işitilmez, gâyet nezîh olup mesâvîden hoşlanmazdı. Bütün ma’nâsıyla âlî-himmet, pâk-sîret, mazınne-i kerâmet bir zat idi. Kaddesallahu sırrahu’l-azîz.

Hazret-i aziz, şâir idi. Kendi kalemiyle imzâsını “Mehmed Ârifi” diye yazardı. Tekkesinde esnâ-yı zikir ve tevhidde Üzümcü Hâfız’ın gâyet yanık ve tiz sadâsıyla okuduğu nuût-ı şerîfesini göz yaşıyla dinlerdi. İlahiyât’ından elde etdiğim birkaç tanesi maalesef yandı. Kalbi rakîk, merhameti gâlib, eli açıktı. Bütün vâridâtını zâviyesinde fukarâyı it’âma hasretmişdi. Mahdûmu Şeyh Ahmed Kâmil Efendi’dir.