Merzifonludur. Merzifon müftüsü el-Hâc Mehmed Efendi ahfâdından Merzifon mahkemesi kâtibi İlyas Efendi bin Nurullah [549] Efendi bin Müftü el-Hâc Mehmed Efendi’nin mahdûmudur. Amasya’da Merzifonî el-Hâc Mustafa Efendi’den tahsîl-i ulûm edib İstanbul’a gitdi. Kara İbrâhim Paşa dâiresine intisâb etdi.

Orada meşâhîr-i fuzalâdan Erzincanî es-Seyyid Ali ve Birgili Kara Halîl Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib 1094 senesi şâbânında İbrâhim Paşa’nın kâ’im-makâmlığında Yarhisarı Medresesi müderrisliği ile silsile-i ulemâya dâhil oldu.⁶⁶

Fatih Câmi-i şerîfinde ders-i âm olup esnâ-yı tedrîsinde medâris-i mu’tâdenin devrini ikmâl ederek 1121’de Haleb mollası oldu. Bir yıl sonra ma’zûlen İstanbul’a gelip 1126’da Mısır mollası ve bade’l-azl 1129’da Mekke-i Mükerreme mollası olup Hicâz’a gitdi.

1132 senesi rebîülevvelinde İstanbul kâdısı olup 1133 senesi rebîülevvelinde ikmâl-i müddet-i örfiyye ederek ma’zûl ve 1138 senesi şevvâlinde Anadolu Kazaskeri oldu. 1139 senesi şevvâlinde müddet-i örfiyyesinin ikmâliyle ma’zûl olduğunu [550] müteakib Rûmeli sadâreti pâyesiyle taltîf edildi.

1143 senesi rebîülevvelinde Sultân Mahmûd Hân-ı Evvel’in cülûsunu müteâkib Rûmeli kazaskeri olup recebinde azledildi. Çünkü Patrona Halîl ve rüfekâsı olan eşkıyânın mesleklerine muvâfakat etmemişdi. Bundan dolayı yıllarca kûşe-gîr-i uzlet oldu.

1147 senesi cumâdelûlâsında eşkiyânın kahr ve tenkîli üzerine sânîyen Rûmeli Kazaskeri ve cumâdelâhiresinin üçüncü günü Şeyhülislâm oldu. 1148 senesi zilhiccesinde hasta olmakla infisâl edib Üsküdar’da kâin konağında 1149’da irtihâl etdi. Miskînler’de medfûndur.

Âlim, fâzıl münsif, muhik latîfü’t-tab’ idi. Mahdûmları Mustafa, Mehmed Nureddîn Efendilerdir. Bunlara ve bunların evlâdına Dürrîzâdeler dendi. Ailesinden kendisiyle beraber altı nefer Şeyhülislâm çıktı. Mustafa Efendi Şeyhülislâm olup Mehmed Nureddîn Efendi müderris iken 1144 recebinde vefât etdi. [551]

Sicill-i Osmânî’de sahib-i tercemenin Ankaralı olduğu yazılıdır ki doğru değildir. Çünkü Dürrî Mehmed Efendi Şeyhülislâm Ankaralı Mehmed Efendi’den mülâzımı olduğu münâsebetle Ankaralı zannedilmişdir. Bu mülâzemet o zamanın usûlü üzere müderrislik mukaddimesidir.

Halbuki bütün âsâr ve delâil-i târihiyye Dürrî Mehmed Efendi’nin Merzifonlu olduğunu göstermektedir.

1- İstanbul’a vürûdunda Merzifonî Kara Mustafa Paşa’ya ve bunun adamı olan Kara İbrâhim Paşa’ya intisâbı târihen sâbittir.

2- Müftüzâde İlyas Efendi’nin mahdûmu olduğu ve bunun da Merzifon mahkemesi kâtibi olarak iştihâr etdiği sicillât-ı şer’iyyede mazbûtdur.

3- Dürrî Mehmed Efendi’nin zaman-ı meşîhatında ammizâdesi olduğundan bahisle Merzifonî Nurullah Efendi bin Ali Efendi bin Nurullah Efendi’ye müderrislik vazîfesi tahsîs etdiğine dâir 14 Rebîülevvel 1148 tarihli fermân görüldü.

4- Dürrî Mehmed Efendi’nin Merzifon’da binâ etdiği [552] medresesi müderrisliğini ammizâdesi olan mûmâ-ileyh Nurullah Efendi’ye tevcîh ettirdiği kayden sâbitdir. Bu medresesini mahdûmu Mustafa Efendi tevsîân tecdîd eylediğinden Dürrîzâde Medresesi diye şimdiye kadar meşhûr ve müderrisleri Amasya muhâsebe defterinde mestûrdur.