Amasyalıdır. Esbak Amasya müftüsü Saçlı el-Hâc Mahmûd Efendi’nin birâderi el-Hâc Ahmed Efendizâde sandık emîni Osmân Efendi’nin mahdûmudur. Validesi Amasya mütesellimi el-Hâc Hakkı İsmail Ağazâde Mehmed Said Efendi’nin kerîmesidir. ²³ Pederi Osmân Efendi’ye “Saçlının Osmân Efendi” dendiği münâsebetle Saçlızâde diye ma’rûf oldu.
1270’de doğdu. 1278’de pederinin vefâtı üzerine Amcası Mahkeme-i şer’iyye baş-kâtibi Rahmi Mehmed Efendi’nin hücre-i terbiyesinde büyüdü.²⁴ Amasya Mekteb-i Rüştiyesinde ikmâl-i tahsîl etdikden sonra Rahmi Efendi’nin himmetiyle Kuleli İdâdî-i Askeriyesine, buradan Harbiye mektebine gitdi.
1294’de Harbiye mektebinden mülâzım-ı sânî olarak neş’et edib İstanbul kıtaâtından birine yerleşdi. Bâ’dehû, mülâzım-ı evvel olup 1299’da yüzbaşılıkla harbiye nezâreti levâzım dâiresine me’mûr ve 1307’de binbaşı oldu. [188]
1315’de Yunan harbine me’mûren Teselya’ya gideceği esnâda kâ’im-makâm olup mütâreke esnâsında Larisa, Tırhala sancâğı mutasarrıfı ve askerî kumândânı oldu. Ba’de’l-musâleha avdetle levâzım dâiresi ikinci şube müdürü oldu.
1316’da hisâbât-ı askeriyyeyi tetkîke me’mûr olup pek çok ve büyük ihtilâsâtı meydana çıkardığından dolayı muhtelisler tarafından bir takım müftereyât ve isnâdâta mârûz kaldı. 1317’de Yıldız Mahkeme-i Askeriyesi’nin verdiği yanlış bir karar ile rütbesinin ref’ine ve kale bendliğe mahkûmen Rodos Kalesi’ne gönderildi. ²⁵
1319’da esdikâsından Şevket Bey’in ma’rifetiyle Avrupa’ya gönderilen metâ sandıklardan birinin içinde vapura kadar gidip Avrupa’ya firâr ederek Paris’de ikâmet etdi. Orada Kanun-i Esâsi’nin ilânını gâye ittihâz eden Hilafgirân Cemiyyeti’ne iltihâk ederek kalemen çalışdı.
1326 senesi cumâdelâhiresinin yirmi beşinci Cuma günü Kanun-i Esasi’nin ve Meşrutiyet’in ilânı üzerine diğer firârîlerle beraber İstanbul’a geldi. Haksız yere ref’ edilen [189] rütbe-i askeriyesi iâde edilerek sene-i mezbûrenin şevvâlinde mîr-âlây ve zilka’desi intihâbında tarafından Amasya’da verilen nutuklar ve yapılan gayretler sâyesinde Amasya Mebûsu oldu.
1328 senesi rebîülevvelinde mîr-livâ olup meclis-i umûmî münfesih olduğu esnâda “İtilâf” unvânı altında ve ittihâd fırkasına muârız bir fırka-i siyâsîye teşkil ve bu fırkanın re’isi olarak fevkalâde iştihâr etdi.
İttihâd Fırkası erkânı bu fırkayı ilgâ etmek için kendisine feriklik rütbesiyle beşinci ordu kumândânı ve Şam vâlîsi olmasını teklif ve kabulünde ısrâr etmişlerdi. Tarafımızdan dahi bu teklifin kabulü kendisi hakkında daha nâfi’ olacağı der-miyân edilmişdi. Hayfâ ki, böyle bir teklîf-i nâfi’i red etdi.²⁶
1329’da fırka-i ittihâdiyenin galebe-i tâmmesi üzerine derhâl ahz ü habs edilib pek çok rüfekâsıyla beraber Sinop Kalesi’ne gönderildi. 1331’de tahliye edilerek Çorum’da ikâmete me’mûr oldu. 1336’da Çorum’dan Bilecik’e getirildi. [190]
1337 senesi rebîülevvelinde mütârekenin imzâsıyla erkân-ı ittihâdiyenin İstanbul’dan firârı üzerine İstanbul’a geldi. Derhâl Sulh u Selâmet unvanı altında diğer bir fırka teşkil ederek bu fırkanın da reîsi olup hayli iştihâr eylediğinden 1337 senesi şâbânının yirmi beşinci günü meclis-i hass-ı vükelâya me’mûr oldu.
Üç ay kadar devam eden kabine âzâlığından bir hayr ü menfaat-i millîye görülemediğinden sene-i mezbûrenin zilka’desinde kabine isti’fâ etmekle Üsküdar’da Altunizâde civârında kâin köşküne çekildi. Fırkası riyâsetinde kalıb işleriyle meşgûl oldu.
Gâzi Mustafa Kemal Paşa’nın kumanda etdiği vatan-perver ordunun galibiyeti sâyesinde İstanbul işgal-i askeriyyeden kurtulduğundan 1339’da intihâbat-ı umûmîye başladı. Bu esnâda Amasya’ya gidip meb’ûsluğunu temine hayli çalışdı. Gâzi Paşa’nın muvaffakatını temin edemediğinden avdet edib hastalandı.
Bir müddet tebdîl-i hava için Bursa’ya gidip orada [191] oturdu. Fakat iyileşemedi. Tekrar köşküne avdet ve hastalığı tezâyüd etdiğinden Şişli Hastanesi’ne gitdi. Gayr-i kâbil-i tedâvi bir hale geldiğinden 1344 senesi saferinin on altıncı pazar gecesi dâr-ı bekâya irtihâl etdi.
Pazar günü sabahleyin erken cenazesi köşküne nakl edilib Altunîzâde Câmi-i şerîfinde nâmazı ba’de’l-îfâ Karaca Ahmed civârında defn edildi. Âkil, kâmil, halûk, mütekellim, Fransız lisanına vâkıf muktedir bir askerdi. Tedbîri muvafık-ı takdîr olamadığından nekbetler gördü. “Âlem-i İslâmda Türk Hükümetleri” unvânı altında târihî ve coğrafî bir eseri vardır. Mahdûmu Seyfullah Sarım Bey ve dâmâdı Amasyalı Hüsameddîn Efendizâde Mehmed Sâbit Bey’dir.