Amasyalıdır. Amasya emîr-i kebîri el-Hâc Şâdgeldi Paşa evlâdından olup Helkıs Mahallesi eşrâfından Ulûc Bey bin Burak Bey bin el-Hâc Ahmed Bey’in mahdûmudur. Züamâdan olup Irak ve İran muhârebâtında terakkî ederek 1040 senesi cumâdelûlâsında Amasya Alay Beyi oldu.

1042 senesi evâilinde Erzurum Kal’ası muhâfızı ve rebîülâhirinde kal’ay-ı mezbûreyi muhâfaza şartıyla Amasya sancâğı beyi ve 1043 rebîülevvelinde Bâyezîd Sancağı Beyi ve 1044 senesi şa’banında sânîyen Amasya beyi oldu. Amasya Beyi Köprülü Mehmed Bey’in azline bâis olduğundan araları bozuldu. 1045 senesi muharreminde Erzurum’a gelen Sultân Murâd-ı Râbi’in nazar-ı takdîrini celb eylediğinden Kars beylerbeyi olarak Beylerbeyilere karışdı. Ba’dehû Trablus-Şam, sonra Şehr-i Zor beylerbeyi olup Bağdad harbine me’mûr oldu. Ancak Bağdad muhârebesinde sol kolu sakat olduğundan Çolak dendi.[49]

1050 senesi saferinin evâilinde sâlisen Amasya mutasarrıfı olup bir müddet sonra geldi. 1052 senesi saferinde kendisine Sivas valiliği tevcîh edilen Nasuh Paşazâde Hüseyin Paşa’nın idamına Sivas vâlîsi İbrâhim Paşa me’mûr oldukda bu da İbrâhim Paşa’nın ma’iyyetine me’mûr oldu.

Kayseriyye civârında tarafeyn arasında yapılan muhârebede İbrâhim Paşa maktûl ve bu da münhezim olduğundan sene-i mezbûre rebîülevvelinde ma’zûl olup Saluzcu karyesi kendisine hass tayin edilerek Amasya’da ikâmet etdi.

1056 senesi zilhiccesinde Amasya mutasarrıfı Ankebût Ahmed Paşa Sivas vâlîsi oldukda râbian Amasya mutasarrıfı olup Girid Muhârebesi’ne gitdi. 1057 senesi saferinde muhârebede gösterdiği yararlıklara mükâfâten Rûmeli pâyesiyle Trabzon beylerbeyi oldu.

1058 senesi muharreminin evâilinde Amasya mutasarrıfı Hoca Ahmed Paşa Trabzon vâlîsi oldukda Karahisâr-ı şarkî Sancağı ilhâkıyla beşinci defa Amasya mutasarrıfı oldu. Ancak hurûc [50] ve kıyâm eden Sivas vâlîsi Vardar Ali Paşa aleyhine serdâr olan İbşîr Paşa’nın yardımına Konya beylerbeyi Köprülü Mehmed Paşa ile me’mûr olmuşdu.

1058 senesi rebîülevvelinde Çerkeş Kasabası havâlisinde olan Vardar Ali Paşa’nın ordusuyla harbe girdiler. Her ikisi de mağlub ve esir olup Vardar’ın katlinden müşkülât ile kurtuldular.

Muahharan İbşir Paşa yetişib Vardar’ın ordusu münhezim ve kendisi esir olduğundan paşaları esaretden kurtardı. Vardar’ın başını kesib İstanbul’a gönderdi. Hayfâ ki Köprülü Mehmed Paşa, bu inhizâm ve esareti Hüseyin Paşa’nın kasden yardım etmediğine İbşîr Paşayı ikna eylediğinden paşanın arz ve inhâsıyla Köprülü Mehmed Paşa’ya hil’ât ve Hüseyin Paşa’nın idamına fermân-ı padişahî geldi.

Binaen aleyh: Hüseyin Paşa kırk yıldan ziyâde gazâlarda imrâr-ı hayat ve muhârebelerde vatana hidemât etdiği halde ağrâz-ı şahsiyyeye kurban olup 1058 senesi cumâdelûlâ evâhirinde kethüdâsı Hacı Efendizâde Sarı Mehmed Ağa [51] Hazinedârı Ali Ağa, silahdârı yeniçeri oğlu Hasan ağalarıyla beraber şehid edildi.

Naima Efendi, Köprülü Mehmed Paşa ile Hüseyin Paşa’nın İbşir Paşa ma’iyyetine me’mûr olduklarını yazdığı halde Hüseyin Paşa’nın ve ağalarının idamına dâir sarâhat vermiyor. Bu vak’ayı Kâtîb Çelebi “Fezleke”sinde yazdığı gibi Amasya sicillâtı’nda mestûr görüldü.

Hüseyin Paşa Amasya mîr-livâsı Derviş Bey’in dâmâdı olup emvâl ve emlâkı müsâdere edildiğinden mahdûmu Derviş Mehmed Çelebi’ye bir hânesinden başka bir nesne bırakılmadı. Kayınbirâderi Ebûbekir Bey yetimin vasîsi oldu.