Amasyalıdır. Meşâhîr-i ulemâdan üstâd-ı ferâ’iz Erzurûmî Hâce Ömer Efendi’nin ortanca mahdûmudur. Üçler Mahallesi’nde Saka Sokağı’nda 1283’de doğdu. Sultân Bâyezîd Mektebi’nde hıfz-ı Kur’an etdikten sonra Rüşdiyye mektebine girdi. Orada fünûn-ı lâzimeyi tahsîl edib 1301’de mektebten birincilikle çıktı.

Ba’dehû İstanbul’a gidip asker oldu. Mu’allim Nâcî Beyle mücâdele-i kalemiyye ve edebiyyede bulunarak oldukça [556] kendisine bir şöhret-i edebiyye te’mîn etdi. Hayfâ ki müsrifâne hareket etdiğinden hastalandı. 1307’de Amasya’ya avdet ederken Alevî’ye vusûlunda vefât etdi. Orada medfûndur.

Gâyet zekî, seriü’l-intikal, uzun boylu edebiyâta müntesib, şâir, hoş-gû bir zât idi. Mensûb olduğu ilmiyye mesleğinde tahsîlini ikmâl etseydi, fâzıl, cidden edîb bir zât olurdu. Dîvân-ı eş’ârı vardı. Küçük birâderi Emîn Alî Efendi’den ricâ ve ısrârıma rağmen bir gazelini bile alamadım.