Amasya’da Sultân Bâyezîd Câmii imâmı Hâfız el-Hâc Ömer Efendi’nin birâderi Mehmed Efendi’nin oğludur. Muhaddis-i meşhûr Hıfzızâde Hâfız el-Hâc Fâ’ik Osmân, Âkif Mustafa, Taşâbâdî el-Hâc Ahmed Efendiler’den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve Tamgacı el-Hâc Ahmet Ağa’ya dâmâd oldu.

Sultân Bâyezîd Câmi-i şerîfinde yıllarca tedrîs-i ulûm edib birkaç def’a icâzet verdi. Mücîz ders-i âmlardan olmuştu. 1179’da Gevüklü Hacı Osmân Efendi’nin vefâtı üzerine Abdullah Paşa dârü’l-hadîsi müderrisi ve kayın pederinin Sultân Bâyezîd Câmiinde va’z ettiği Sahîh-i Buhârî ve Müslîm dersiyyesi mutasarrıfı olduğu hâlde 1189’da dâr-ı na’îme irtihâl etdi.

Meşâhîr-i ulemâdan, fâzıl, muhaddis, usûl ü fürû’da kâmil bir zât-ı şerîf idi. Üç aylarda ikindi namazını müte’âkıb tilâvet ve tefsîr ettiği Buhârî-i şerîf dersini [186] dinleyenler içinde ağlayan bulunurdu. Müttakî, sözü mü’essirdi. Oğulları Hâlis, Mehmed, Abdurrahmân Efendiler de ulemâdan idiler. Hadîs dersiyyesi fuzalâdan muhaddis-i meşhûr Çelebizâde el-Hâc Hüseyin Efendi’ye verildi.