Malatya'da doğup gençliğinde Amasya'ya gelen Hacı Hâfız Abdullah Efendi, ömrünü bu şehrin medreselerinde ders vererek geçirmiş bir XVIII. yüzyıl âlimidir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "Belîğ Abdullah Efendi" başlığıyla kaydeder; oğlunun "Belîğzâde" diye anılması, bu adın babadan kalan bir mahlas olarak aileye yerleştiğini gösterir. Arap dili ve edebiyatında usta, hadis ve tefsire vâkıf bir vaizdi; Amasya'da Halfet Gâzi Medresesi'nde müderrislik etti, Sultan Bayezid Camii'nde hadis ve tefsir dersi okuttu ve 1184 Zilhiccesinde (Mart-Nisan 1771) öldü. Şiirlerinden bugün bir örnek bilinmiyor.

Hüsameddin'in Maddesi

Belîğ Abdullah Efendi-Hacı Hâfız Malatyalıdır. Halebli Mehmed'in sulbünden 1121'de doğdu. Eyyâm-ı şebâbında Amasya'ya gelip allâme-i meşhûr Iydîzâde el-Hâc Âkif Mustafa Efendi'nin halka-i tedrîsine mülâzemetle fünûn-i edebiyyeyi ve ulûm-i şer'iyye ve akliyyeyi ahz ü tahsîl ederek 1153'de mücâz ve ders-i âm oldu. Yıllarca tedrîs-i ulûm ederek iştihâr edib 1176'da Halfet Gâzi müderrisi ve ba'dehû Sultân Bâyezîd Câmiinde Mi'mâr Kâsım Ağa dersiyyesi mutasarrıfı olduğu hâlde 1184 senesi zilhiccesinde vefât etdi. Fâzıl, ulûm-i Arabiyye ve edebiyyede mâhir, hadîs ve tefsîre vâkıf, vâ'iz, şâir, talâkat-i lisâna mâlik bir âlim idi. Mahdûmu Sırrî Mehmed Efendi'dir.

Sade bir aktarımla: Malatyalıdır. Halepli Mehmed'in oğlu olarak 1121'de doğdu. Gençliğinde Amasya'ya gelip ünlü bilgin İydîzâde Hacı Âkif Mustafa Efendi'nin ders halkasına devam etti; edebî ilimleri, şer'î ve aklî ilimleri ondan öğrenerek 1153'te icazet aldı ve ders-i âm oldu. Yıllarca ders vererek tanındı; 1176'da Halfet Gâzi Medresesi müderrisi, ardından Sultan Bayezid Camii'ndeki Mimar Kâsım Ağa dersinin sahibi iken 1184 yılı Zilhiccesinde öldü. Erdemli, Arapça ilimlerde ve edebiyatta usta, hadis ve tefsiri bilen, vaaz eden, şair ve dili düzgün, akıcı konuşan bir âlimdi. Oğlu Sırrî Mehmed Efendi'dir.

Hayatı

1121'de (1709-10) Malatya'da doğdu. Babasının "Halebli" diye anılması, ailenin Halep'ten Malatya'ya geldiğini düşündürür; madde bu konuda başka bir şey söylemez. Amasya'ya ne zaman geldiği yazılı değildir; "eyyâm-ı şebâbında", yani gençlik yıllarında geldiği ve 1153'te (1740-41), otuz bir, otuz iki yaşlarında icazet aldığı bilinir. Hocası İydîzâde Âkif Mustafa Efendi, Hüsameddin'in birçok maddesinde hoca olarak anılan bir müderristir; üç kez Amasya müftüsü olan Kara Müftü Hâtif İsmâil Efendi de icazetini ondan almıştır.

İcazetten sonra uzun yıllar ders-i âm olarak, yani belli bir medreseye bağlı olmadan ders veren müderris adayı olarak çalıştı. 1176'da (1762-63) Halfet Gâzi Medresesi'ne müderris oldu. Son görevi, Sultan Bayezid Camii'ndeki "Mimar Kâsım Ağa dersiyyesi"dir. Hüsameddin'in başka bir maddesine göre bu ders, hassa mimarbaşı Yanyalı Ali Ağazâde Kâsım Ağa'nın 1048'de (1638-39) Sultan Bayezid Camii'nde kurduğu ve Gelgiras kazasındaki Kalburcu köyünün gelirini bağladığı bir hadis ve tefsir kürsüsüdür. Belîğ Abdullah Efendi'nin hadis ve tefsire vâkıf diye anılması bu görevle uyuşur. 1184 Zilhiccesinde (Mart-Nisan 1771) öldü; ölüm yeri ve mezarı yazılı değildir, ama görevi Amasya'da iken öldüğü maddeden anlaşılır.

Ailesi

Oğlu Sırrî Mehmed Efendi, Hüsameddin'in onuncu cildinde "Belîğzâde" lakabıyla ve "Amasyalıdır" kaydıyla ayrı bir madde olarak anlatılır. O maddede baba "fuzalâ-yı şu'arâdan Belîğ Abdullah Efendi bin Mehmed", yani şair fazıllardan Belîğ Abdullah Efendi diye anılır. Sırrî Mehmed Efendi Amasya ve İstanbul'da okudu, Nuruosmaniye Camii vaizi oldu, Kâdirî tarikatından hilafet aldı ve babasının öldüğü 1184 yılında Nazmîzâde Tekkesi şeyhi oldu. Ayasofya kürsü şeyhliğine yükseldi, 1216'da (1801-02) Tophane'deki Kâdirîhane'nin şeyhi oldu ve 1226'da (1811) öldü; Kâdirîhane'de gömülüdür.

Amasya ile Bağı

Hüsameddin maddeye "Malatyalıdır" diye başlar. Onu Amasya'ya bağlayan eğitimi ve mesleğidir: gençliğinde gelip yerleştiği şehirde icazet almış, otuz yılı aşkın ders vermiş, medrese ve cami kürsüsü sahibi olarak ölmüştür. Hüsameddin'in oğlunu "Amasyalı" diye kaydetmesi, ailenin Amasya'ya yerleşik sayıldığını gösterir.

Şiiri

Şairliği iki ayrı maddede anılır: kendi maddesinde "şâir", oğlununkinde "fuzalâ-yı şu'arâdan" diye. İkisinde de şiirinden bir örnek yoktur ve Belîğ Abdullah Efendi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Mahlası da bir ipucu sağlamaz, çünkü Belîğ XVIII. yüzyılda yaygın bir mahlastı. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin İsmâil Belîğ maddesi, onun dışında aynı yüzyılda yaşamış Belîğ mahlaslı dört, Belîğî mahlaslı üç şair daha bulunduğunu ve bunların şiirlerinin zaman zaman birbirine karıştırıldığını kaydeder, ama adlarını tek tek saymaz; Amasya'daki Abdullah Efendi'nin onlardan biri olup olmadığı bilinemez. "Belîğ" imzalı herhangi bir şiiri belge olmadan ona bağlamak bu durumda mümkün değildir.

Kronoloji

1048 (1638-39): Mimar Kâsım Ağa, Sultan Bayezid Camii'ndeki hadis ve tefsir dersini kurar.

1121 (1709-10): Abdullah Efendi Malatya'da doğar.

1153 (1740-41): İydîzâde Âkif Mustafa Efendi'den icazet alır.

1176 (1762-63): Halfet Gâzi Medresesi müderrisi olur.

Zilhicce 1184 (Mart-Nisan 1771): Mimar Kâsım Ağa dersiyyesi sahibi iken ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar