Amasyalıdır. Sâhib-i a’zam Mühezzebeddîn Alî bin kâdı’l-kudât-ı Amasya Tâceddîn Ebû Nasr Mehmed bin Abdurrahmân el-Keşânî mahdûmudur. Bedreddîn Mahmûd el-Aynî “Ikdü’l-cüm’ân”ında Alî bin Mehmed bin Abdurrahmân el-Kâşî mahdûmu diyor.
Pederinin sâye-i ikbâlinde Konya’da tahsîl-i ulûm edib 647’de Tokat emîri, ba’dehû ilâveten Erzincan emîri oldu. Sonra Kayseriyye emîri olup, 653’de Pervâne-i saltanât olup Sultân Kılıçarslan-ı Râbi’in müsteşârı oldu.
654’de Sultân İzzeddîn Keykâvûs, diğer iki birâderini harben mağlûp ve Kılıçarslan’ın pervânesi olan sâhib-i tercemeyi esîr edib Amasya kalesi zindânında habsetdi. Bir kaç ay sonra Anadolu Nazırı Baycu Noyin Sultân Keykâvûs’u harben bozup hal’ederek Sultân Rükneddîn Kılıçarslan’ı müstakillen tahta iclâs etdi. Sene-i mezbûre şevvâlinde sâhib-i terceme de zindândan çıkıp sâniyen pervâne-i saltanât oldu. [575]
Ancak vezîr-i a’zam Baba İlyâsoğlu Şemseddîn Mahmûd Tuğrâî ile araları açıldığından yekdiğeri aleyhinde si’âyetler ve şikâyetler hâsıl olduğundan memâlik-i Selçûkiyye ikiye taksîm edilerek memâlik-i şarkiyye saltanâtı Rükneddîn Kılıçarslan’a verildi. Sâhib-i terceme buna sâhib-i a’zam oldu. Memâlik-i garbiyye saltanâtı da İzzeddîn Keykâvûs’a verilip Şemseddîn Mahmûd buna sâhib-i a’zam oldu (657).
660’da İzzeddîn Keykâvûs’un Moğol hükümdârı Hülâgû Hân tarafından azliyle Sultân Kılıçarslan-ı Râbi’ müstakillen Selçûk memâliğine pâdişâh oldukda sâhib-i terceme müstakillen sâhib-i a’zam olup hasmına galebe ederek bütün inân-ı umûr ve saltanâtı yed-i iktidârına aldı.
663’de Hülâgû Hân’ın dâr-ı mücâzata intikâli ve oğlu Abaka Hân’ın taht-ı İlhâni’ye cülûsu üzerine bilâd-ı Selçûkiye’de istiklâl-i hâkimânesi temerküz etdiğinden Anadolu’da Tatarların ve Ermenilerin mezâlim ve te’addiyâtını ref’ ü def’e himmet etmekte ve bundan dolayı Tatar Beylerinin kulûbunu tatyîb etmeye elinden geldiği kadar çalışmakta idi. [576]
664’de sâhib-i tercemenin bu hamiyetini Sultân Kılıçarslan’dan bilen Ermeni papazları sultânın aleyhinde iftirâlar ederek bî-çâreyi Abaka Hân’a gamz ve i’dâm etdirdiklerinden bunun şehzâdesi Gıyâseddîn Keyhüsrev’i taht-ı saltanâta iclâs etdi. Tamâmıyla umûr-ı hükûmetinde müstakil oldu.
Amasya’da binâ etdiği sarâyı, Dârü’s-selâm tesmiye ederek bütün işleri buradan idâre etdi. Çünkü Sultân Gıyâseddîn on yaşında bir çocuktu. Kendisine muhâlefet eden Babâîler’i iskât ve Babâîler’in müdebbir-i umûru ve şeyhi olan İbik Baba’yı Mısır’a firâra mecbûr etdi. Sinop sancâğı kendisine has oldu.
On yıl müstakillâne idâre-i umûr etmekte iken 675’de birçok esbâb-ı siyâsiyyeden dolayı açılan Mısır Türkleriyle muhârebede Moğol ordusu târ u mâr ve Moğol Beyleri maktûl ve Anadolu Beyleri de esîr oldu. Ma’hûd İbik Baba, bu mağlûbiyeti sâhib-i tercemenin Mısır Türkleriyle ittihâdına hamlederek Abaka Hân’ı bî-çârenin aleyhine iğrâ etdi. Ermeni Papazları da bu iftirâyı canlandırdı. [577]
Bunun üzerine Anadolu’da Moğol nâzırı Gökçe Bahâdır Noyin, Moğol hükümdârı Abaka Hân’dan aldığı emre binâen sâhib-i tercemeyi kethüdâsı Yağmur, Çavûşbaşı Alakuş, Çaşnigirbaşı Mengübers Beylerle beraber Aladağ’a celb edib 676 senesi muharreminin on altıncı günü i’dâm etdi.
Cenâzesi vasiyyeti üzere Amasya’ya nakl edilip el-yevm Pervâne Bey Câmii nâmıyla meşhûr olan câmiin derûnunda cihet-i şarkiyyede kâin bir köşede mezkûr köleleriyle beraber defnedildi. Müşârün-ileyhin Amasya’da medfûn olduğu hafîdi Mühezzebeddîn Mes’ûd bin Pervâne Bey’in 699 tarihli vakfiyesinden anlaşıldı.
Muîneddîn Süleyman Pervâne Bey, âlim, fâzıl, gâyet müdebbir, kâmil, ulemâyı sever, Mevlevîlere ibrâz-ı muhabbet eder, zâbit, Türklerin hâmî-i yegânesi idi. Zamân-ı hayâtında aleyhdârları olanlar, vefâtından sonra kendisine tarafdâr olarak ziyâ’ından müteessir olmuşlardı.
Mahdûmları Alâeddîn Ali, İzzeddîn Mehmed Beylerdir. Köleleri çoktu. Bunlardan Sencer ve Beytut [578] Beyler Mısır’a kaçtı. Dâmâdı birâderzâdesi olan İzzeddîn Mehmed Pervâne Bey bin Osmân ile Mecdeddîn Mehmed Bey bin Hüseyin’dir. Amasya’da câmii, mahallesi ve sarâyı, Kayseriyye’de medresesi, Tokat’da cesîm hânı vesâ’ir âsâr-ı hayriyyesi ve evkâfı vardır.
Mahdûmlarından Alâeddîn Alî er-Rûmî 675’de Mısriyyûna esîr olarak Mısır’a gidip orada tahsîl-i ulûm etdi. Meşâhîr-i ulemâdan olup 700 hudûdunda vefât etdi. İzzeddîn Mehmed Bey, Sinop ve Amasya vâlisi oldu. Tercemesi aşağıda gelir. Buna Müîneddîn Mehmed Bey de denmişdir. Mahdûmları Mühezzebeddîn Mes’ûd, Şemseddîn Ahmed, Alâeddîn Alî Beylerdir. Mes’ûd Beyzâde Tâceddîn Ahmed Gâzi Çelebi de meşhûr idi.
Bunlar sırasıyla Sinop ve havâlisinde emâret ve hükûmet etmişlerdir. Gâzi Çelebi bin Mes’ûd Çelebi’nin 724’de vefâtıyla mahdûmu Alemüddîn Süleyman Bey emîr olduysa da Candaroğlu Süleyman Paşa bin Timur Bey 736’da Sinop’u işgâl ederek bu emârete hitâm verdi. [579]