Amasyalıdır. Şâmîzâde Mevlânâ Kutbeddîn Mahmûd bin Nûreddîn Hamza-i Şâmî mahdûmu ve tercemesi yukarıda yazılan Ak Şemseddîn Mehmed Çelebi bin Hamza-i Şâmî’nin birâderzâdesidir. Pederi meşâhîr-i şu’arâ ve meşâyihden Kutbî Mahmûd Çelebi’dir.

Amasya’da Mevlânâ Şemseddîn Ahmed Cendî’den ulûm-i Arabiyye ve âliyeyi tahsîl ve ikmâl edib İstanbul’a gitdi. Orada Hâcezâde Musliheddîn Mustafa Efendi’ye mülâzemet edib ders-i âm ve fazlına Hâcezâde şehâdet eylediğinden Molla Güranî Medresesi’ne müderris oldu.

Ba’dehû Beypazarı ve Ankara’da Seyfiye Medreselerine müderris olup ricâsına binâen Amasya’da Hüsâmiye Medresesi müderrisliği ile vatanına avdet ve Hâce Sultân Zâviyesi şeyhi olan Cemâleddîn Mehmed Çelebi Halîfe Hazretlerinin sohbetine mülâzemet ve diğer taraftan neşr-i ulûma himmet etdi.

On yıldan ziyâde Amasya’da kalıp 911’de Şehzâde [572] sünnet düğününde tekevvün eden dedikodulardan dolayı Edirne’de Çelebi müderrisliğine nakl edildi. Ba’dehû Bursa’da Sultâniyye müderrisi ve 918’de Sahn-ı Semâniye müderrisi olduysa da senesinde bu müderrisliği terk edib Ebû Eyyûb Medresesi müderrisliğini ihtiyâr ederek civâr-ı Ensârî’de oturdu.

923 senesi evâhirinde Üçler vak’ası üzerine Amasya’da Sultân Bâyezîd Medresesi müderrisi ve Amasya müftüsü olarak yine vatanına geldi. Tam üç yıl Amasya’da tedrîs ve iftâ ile iştiğâl edib 926 senesi evâhirinde Kudüs-i şerîf mollası olduysa da 927 senesi evâ’ilinde hareket edeceği esnâda mülk-i fenâdan âlem-i kudse intikâl edib vefât etdi.

Amasya şu’arâsından Mevlânâ Münîrî şu tarihi dedi:

Gıyâseddîn-i bahr-i ilm-i tahkîk
Civâr-ı Hakka etdi çünkü rihlet
Du’â edib felekde rûh-i kudsî
Dedi târîhini rûhuna rahmet

Âlim, fâzıl, gâyet müteşerri’, kâmil, muhibb-i sûfiyye bir zât-ı fezâil-i simât idi. Ba’zıları Amasya’dan Kudüs’e müteveccihen hareket edib esnâ-yı tarîkde vefât etdiğini de kaydetmişlerdir. [573]