Amasyalıdır. Pîr Mehmed Çelebi bin Abdurrahîm Çelebi mahdûmudur. Pederi ulemâdan olup 940’da Amasya vak’asında Bursa’ya gönderilmiş ve orada Yıldırım Sultân Bâyezîd imâreti şeyhi olmuşdu.

Rahîmî Efendi Amasya’da ulûm-ı edebiyyeyi ve şer’iyyeyi [45] Karabağî Muhyiddîn Mehmed Efendi’den ve hutût-ı mütenevvi’ayı da Ebû’l-fazl A’rec Mehmed Efendi’den ahz ü tahsîl edib ders-i âm ve müderris-i be-nâm iken 940’da pederiyle beraber Bursa’ya gitdi.

Orada ibtidâ sarây-ı gılmân-ı hâssasına mu’allim olup sonra Şeyh Abdülmü’min Efendi sohbet-i şerîfesine mülâzemet ederek terk-i ta’lîm edib ondan inâbe etdi. Riyâzet-hânesinde tekmîl-i sülûk ederek hilâfet-nâme aldı. Ba’dehû şeyh-i müşârün-ileyhin zâviyesi şeyhi olup 970 hudûdunda vefât etdi. Fâzıl, şâir, hattât idi. Hasan Çelebi “Tezkire-i Şu’arâ”sında diyor ki: “Hüsn-i hatt-ı nesh ü ta’lîke mâlik olmağın kedd-i yemîn ve arak-ı cebîn ile tahsîl-i kefâf semtine sâlik idi. Eğerçi le’âlî-i eş’ârı ziyâ-i iştihâr ile çendân mütelâlî degildür lâkin ba’zı âsârı hâlden hâlî degildür. Bu şi’r ânındır:

Safâ gitdi gönül âyînesinde jeng-i gam kaldı.
Gül-i şâdî açılmaz sînede hâr-ı elem kaldı
Dayanma hüsn-i bî-bünyâdına ey-Gonça-leb gördüm
Ne mir’ât-ı Sikender ne nişân-ı câm-ı Cem kaldı

[46]

Nesîm-âsâ güzer kıl ey gönül bu bezm-i âlemden
Nedîminden nedâmet her deminden bir nedem kaldı

Bu da onundur:

Uzatdı şem-’i şeb-i gam zebâne bencileyin
Ki diye sûz-i dilin yâne yâne bencileyin
Bu bezm-i aşkda hûn çeker tolularını
Kim içdi sâki dime kana kana bencileyin
Yolunda râst-rev olmasa ey kemân ebrû
Atılmaz idi okun da yabâne bencileyin
Hadeng-i kavs-i kazâdan dilersen irmeye gam
Melâmet oklarına ol nişâne bencileyin

Bu da onundur:

Sıma mir’ât-ı kalbim tâ ki kılmayam nazar gayra
Ki sûret bir görünmez nâgeh olsa inkisâr anda

Âşık Çelebi de Tezkiresinde diyor ki: "Keyvânzâde’ye âşık ve şi‘rinde Celîlîye mukallid bir zât idi. Bursa’da yedi dilber hakkında “Seb’a-i Seyyâre” nâmıyla bir risâle ve “Keyvân ü Behrâm” nâmıyla diğer bir risâle-i [47] edebiyye yazmışdır. Fasîh, belîğ idi.’’

Keyvânzâde dediği Amasya âfetlerinden biri olan Gonça Keyvân Beydir ki Amasya vâlîsi Sultân Mustafa gibi koca bir şehzâdeyi dâm-ı aşkına giriftâr eden bir mahbûb-ı dilârâ idi. Behrâm Bey de bunun refîki olan âfetlerdendi. “Keyvân ü Behrâm” Risâle-i Edebiyyesi bu iki âfetin tasvîr-i cemâlini hâkîdir. Âşık Çelebi Rahmî Efendi’nin yetmiş yaşında vefât etdiğini kayd ediyor.