Amasyalıdır. Tercemesi yukarıda geçen Zülfikâr Paşazâde Mehmed Bey’in mahdûmudur. Sipâhi olup Lehistan harbinde yararlığı görüldüğünden terakkî gördü. Güzel yazısı ve istikâmeti olduğundan cizye kâtibi, Amasya kethüdâyeri ve Amasya mütesellimi, ba’dehû Gümüş mâdeni emîni oldu.

Şecâat ve besâleti, ma’rifet ve istikâmeti sadr-ı esbak Hüsrev Paşa tarafından takdir edilerek Yeniçeri ocağına alındı. Orada orta yazıcısı oldu. 1041 senesi recebinde Yeniçeri Ağası olan Amasyalı Köse Mahmûd Ağa’nın himmetiyle Yeniçeri kâtibi oldu.

Yeniçerilerin azgınlığı belâsıyla azledilen Yeniçeri Ağasını müteâkib 1043 şâbânında bu da azledilip sadâret kâim makâmı olan Murtaza Paşa’nın sahâbeti sâyesinde katilden kurtuldu. Birkaç ay sonra Paşa’nın kâtib-i divânı oldu.

1045’de Revan’ın fethi müyesser oldukda defterdârı olup İranîler’in tehâcümü ve paşanın irtihâli üzerine [117] İstanbul’a geldi. 1046 senesi ramazanında Sadr-ı a’zam olan Bayram Paşa’nın himmetiyle Kars Beylerbeyi olup 1047 senesi zilka’desinde azledildi.

1048’de Beyşehri sancağı mutasarrıfı olarak Bağdat harbine me’mûr oldu. 1049’da ma’zûl olup sonra Şehrizor Beylerbeyi oldu. 1051’de ma’zûlen gelip Gümüş kazâsında aldığı çiftliğinde ikâmet etdi. 1053 senesi evâhirinde Sadr-ı a’zam Kara Mustafa Paşa’nın i’dâmından sonra Musûl Beylerbeyi gitdi.

1053 şevvâlinde infisâl edib 1056’da Çorum mutasarrıfı oldu. 1057’de buradan da azledilip tekrar çiftliğine geldi. Ba’dehû vefât etdi. Şecî’, kâtib, müdebbir ise de tab’an şedîd idi.