Merzifonludur. 1115 zilhiccesinde vefât eden Ma’kûlzâde İbrâhim Efendi evlâdından Ali Ağa bin Abdurrahman Efendi bin İbrâhim Efendi’nin mahdûmudur. Gençliğinde Cânik muhassılı olan Câniklizâde Hazinedâr Süleyman Ağa’nın hizmetine girdi. Müşârün-ileyhin dâiresinde tefeyyüz ederek bölükbaşı ve 1070’de Trabzon vâlisi oldukda kethüdâsı ve dâmâdı oldu.
Bu sâyede terakkî görüp Rusya muhârebâtında yararlığı görüldüğünden dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığıyla taltîf edildi. 1181’de Merzifon mâlikânesi mutasarrıfı ve voyvadası olup 1183 muharreminde kayın pederiyle harbe me’mûr oldu. Harbde yararlığı görülüp 1183 senesi şevvâlinin on üçüncü günü mîr-i mîrânlıkla Amasya mutasarrıfı ve 1184 saferinde vezâretle İbrâil muhâfızı oldu.
Rusya muhârebâtında gösterdiği şecâat ve liyâkate binâen 1185 [238] zilhiccesinde Sivas vâlisi olmuşdu. Ancak hazinedâr Süleyman Paşa’nın rakîbi ve Aybatsalı Ahmed Ağa’nın kâyın birâderi olan Canikli Hacı Ali Bey’in hasedini kazandı. Bu hased yüzünden ve Hacı Ali Bey’in pek nâ-merdâne hareketinden dolayı bir hezîmete düçâr oldu.
Bu hezîmetin en büyük sebebi Hacı Ali Bey’in kuvve-i imdâdiyye göndermemesi, büyük Rus ordusuna karşı yalnız kalması idi. Bu hezîmet Sadr-ı a’zam ve serdâr-ı ekrem Silâhdâr Mehmed Paşa’nın azline ve Hacı Ali Paşa’nın vezâretine bâis oldu. Serdâr-ı ekrem Muhsinzâde Mehmed Paşa ise tamamıyla vâkıf olmadığından bîçâreyi 1186 senesi şevvâlinde azliyle Merzifon’a i’zâm etdi.
Hacı Ali Paşa’nın hırs ve hasedi bununla hitâma ermedi. Aleyhinde pek şenî’ iftirâlar icâd ederek Serdâr-ı müşârün-ileyhi iknâ etdiğinden 1188 senesi evâilinde verilen fermân-ı âlî üzerine maktûlen vefât etdi. Cesedi Merzifon’da medfûndur. Seng-i mezârında maktûlen vefâtı yazılıdır. Mahdûmu İbrâhim Paşa’dır. Erbâb-ı şecâatden gayretli bir Türk idi. Neslen Rus olan Hacı Ali Paşa’nın şerrine kurbân gitdi. [239]