Amasyalıdır. Amasya sâdât-ı kirâmından es-Seyyid Hasan Çelebi bin es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Havzavî mahdûmudur. Tahsîl-i maârifden sonra İstanbul’a gidip Sadr-ı a’zam Sokullu Mehmed Paşa’nın evlâdı muallimi Amasyalı Hasan ve Şehzâdegân muallimi Amasyalı Mazlum Melik Ahmed Efendilerin himmetleriyle mâliye kalemine girdi.

Tedrîcen terakkî ederek muhâsebeci, 995’de şıkk-ı sâlis [104] ve 997’de şıkk-ı sânî defterdârı oldu. 1000 senesi evâilinde Ramazân Efendi yerine baş-defterdâr (Mâliye Nâzırı) olup 1001 senesi rebîülâhirinde sipâhilerin ulûfe gılzasıyla azl edilerek i’dâmdan kurtarıldı.

1003 zilka’desinde ikinci defa vezârete baş-defterdâr olup zilhiccesinde sefere me’mûr oldu. 1004 senesi rebîülevvelinde yüzelli bin akçe tekâüd hasları verilmiş iken recebde Mısır vâlisi oldu. İki yıl üç ay Mısır’da vâlilik edib 1006 senesi şevvâlinde mâ‘zûlen İstanbul’a geldi.

1008 senesi evâsıt-ı şâbânında Şam Beylerbeyi ve 1009 ramazanında vezâretle kubbe-nişîn oldu. Ba’dehû Revân ve Nahcivân taraflarında İranîler’in harekâtı şâyân-ı dikkat olduğundan bahseden kâim makâm Halil Paşa’nın arzı ile 1010’da Revân vâlisi olarak taşra gönderildi.

Çünkü Revân etrâfında Şiîlerin taarruzâtına karşı sâdâtdan bir vâlinin vücûduna lüzûm gösterilmişdi. 1013’de Revân’ı muhâsara eden İranîler’e karşı tam bir yıl [105] mukâvemet etdi.

Hayfâ ki kuvve-i imdâdiyyenin azlığı ve Şirvânîler’in Şâh Abbas’a muzâharet ederek şiddetle hücûm ve kesreti yüzünden 1013’de esir oldu. Bir rivâyetde şehîd olup diğer bir rivâyetde siyâdetine hürmeten İmâm Rıza Vakfı tevliyetiyle Tus’a gönderilip orada vefât etdi.

Âlim, müdebbir, sâdık, muktedir, müstakîm bir vezîr idi. Birâderzâdesi es-Seyyid Celal Efendi’ye gönderdiği mebâliğ ile Amasya’nın Çukurbahçe semtinde âlî bir zâviye yaptırdı. Ba’zı müsakkafât vakfetdi.