Amasyalıdır. Meşâhîr-i etibbâdan Hekîm Şücâeddîn İlyâs Çelebi bin Abdullah Çelebi bin Alâeddîn Ali Çelebi bin hekîm-i meşhûr Hacı İlyâs Çelebi mahdûmudur. Amasya’da ammizâdesi Dârü’ş-Şifâ hekîmi Mevlânâ Lütfullâh Çelebi bin Şerefeddîn Îsâ Çelebi’den fünûn-ı tıbbiyyeyi ve ulemâdan ulûm-ı şer’iyye ve edebiyyeyi ahz u tahsîl edib bir müddet Amasya’da pederi nezdinde ameliyyât gördü. [535]
Ba’dehû Trabzon’a gidip Sultân Selîm’e intisâb ederek etibbâ-yı hâssasından oldu. Çünkü Amasya’da Sultân Ahmed’in etrâfını etibbâ-yı Acem almışlardı. 918’de Sultân Selîm’in cülûsunda sarây-ı hümâyûn etibbâsından olup 920’de Şehzâde Sultân Süleyman’ın hizmet-i tabâbetine ta’yîn edildi.
926’da şehzâde-i müşârün-ileyhin cülûsunda Fâtih Dârü’ş-Şifâsı tabîbi oldu. 931’de Amasyalı Şâhî Hâtun’un vakfiyesi zeylinde şâhid görüldü. 932 senesi recebinin on birinci günü yevmî altmış akçe vazîfe ile tabîb-i şehrîyârî olup Sarây-ı hümâyûna girdi (Süleyman-nâme).
Ba’dehû Engürüs ve Bağdâd seferlerine ma’iyyet-i pâdişâhîde gidip 942’de re’îs-i etibbâ-i hâssa olarak temâyüz etdi. 945’de vefât etdi. Meşâhîr-i etibbâdan âlim, ilm-i tıbta mâhir, mizâc-âşinâ idi.