Lâdiklidir. Sâhibü’l-hâl Ahmed-i Kebîr evlâdından es-Seyyid Nûreddîn Hamza Çelebi bin es-Seyyid Sadreddîn Kâsım bin es-Seyyid İzzeddîn Hasan bin sâhibü’l-hâl Ahmed-i Kebîr er-Rifâ’î mahdûmudur. Amasya’da mukaddimât-ı ulûmu tahsîl edib vâlî Şehzâde Sultân Alâeddîn Bey’e intisâb etdi.

846’da şehzâde-i müşârün-ileyhin şehâdetinde korkup Îrân’a gitdi. Orada ikmâl-i tahsîl ederek Tebrîz’de Îrân hükümdârı Uzun Hasan Şâh’a intisâb u takarrüb etdi. Tedrîcen terakkî ederek müşârün-ileyhin ekâbir-i ümerâsından oldu.

878’de Uzun Hasan Şâh, Fâtih Sultân Mehmed Hân’a mağlûb ve ba’dehû merhûm oldukta şehzâdeleri arasına saltanat nizâ’ı düşdü. Bu esnâda Ya’kûbşâh bin Hasan Şâh’a vezîr u lala olup 883’de müşârün-ileyhin cülûsunda müsteşâr u sâhib-i devlet oldu. 891’de vefât etdi. Âlim, fâzıl, gâyet mümtezic, sahî idi.

Mahdûmu es-Seyyid Rükneddîn Mehmed Bey de ümerâdan iken 896’da Ya’kûbşâh’ın vefâtında yerine geçen şehzâdesi [496] Baysungur Mirzâ’ya takarrüb etmişdi. Bunun, bir yıl zarfında maktûl ve ba’dehû şehzâdegân ü ümerâ birbirine girdiği esnâda kaçıp Amasya’ya geldi.