Amasyalıdır. 1192 senesi şevvâlinde Canikli Hacı Ali Paşa’nın i’dâm etdirdiği Millîzâde Mûsâ Bey bin Hâfız [399] Mustafa Paşa bin Mûsâ Bey’in mahdûmudur. Pederinin i’dâmıyla emvâl ü emlâkinin müsâderesinde birâderi Mustafa Beyle İstanbul’a gidip Hacı Ali Paşa’nın zulmünden şikâyet ederek müsâdereden kurtardıkları emvâl ü emlâke bâ-fermân-ı âlî vâris oldu.

1193’de Cabbarzâde Mustafa Bey’e bütün kuvvetiyle yardım ederek Canikli Hacı Ali Paşa’dan ve evlâdından pederinin intikâmını aldı. Bu vak’adan i’tibâren iştihâr edib dergâh-ı âlî gedüklülerinden oldu.

1195 senesi şa’bânında Caniklizâdelerin avdetinde muvakkaten Yozgat’a gidip 1198’de ba’zı te’mînât ile avdet ve iltizâm işleriyle iştigâl ederek vüs’at ü yesâr kazandı. 1206’da Mikdâd Ahmed Paşa’nın i’dâmında Amasya mukâta’ât mültezimi olarak nüfûz u serveti arttı.

1212’de Amasya mutasarrıfı Cabbarzâde Süleyman Bey tarafından Amasya mütesellimi olup eser-i cedîd konağını kendisinin teberrû’an mîrîye verdiği arsası üzerine yaptırıp merkez-i idâreyi oraya nakl etdi. Bu sûretle Hızır Paşa Mahallesini fevka’l-âde [400] şenlendirdi.

1213 senesi gurre-i muharreminde mütesellimliği hitâma erip baş a’yân oldu. 1214 senesi gurre-i muharreminde Caniklizâde Tayyâr Mahmûd Paşa Amasya mutasarrıfı olduğundan kûşe-i inzivâya çekildi. 1218 senesi gurre-i muharreminde Cebbârzâde Süleyman Bey Amasya mutasarrıfı olup tarafından ikinci def’a Amasya mütesellimi oldu.

Ancak Tayyâr Mahmûd Paşa, Amasya sancâğını Cebbârzâde Süleyman Bey’e kaptırmamak için hilâf-ı kanûn-ı devlet Mikdâd Paşazâde Hasan Bey’e terfîk eylediği kuvve-i askeriyyesiyle cebren Amasya’yı zabt u istîlâ eylediğinden Cebbarzâdeden aldığı ta’lîmât üzerine safer gâyesinde Amasya’dan kalkıp Yozgat’a gitdi.

1219 senesi muharreminde bâ-fermân-ı âlî Amasya’yı Caniklizâdelerden tahlîse me’mûr olan Cebbârzâde Süleyman Bey tarafından serdâr olup ma’iyyetindeki kuvve-i mevcûdesiyle Amasya üzerine yürüdü. Ma’iyyetine me’mûr olan a’yânlarla mâh-ı mezkûrda Amasya’yı zabt ve Hasan Bey’i i’dâm ederek üçüncü def’a Amasya mütesellimi oldu. [401]

Bundan dolayı dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı ile taltîf edilerek nüfûz u i’tibârı tekemmül etdi. 1220 senesi gurre-i muharreminde mevki’ini muhâfaza etdiği gibi 1222 senesi gurre-i muharreminde kezâlik Amasya mütesellimi olarak kaldı.

Ancak Sultân Mustafa Hân-ı Râbi’in cülûsundan sonra Caniklizâde Tayyâr Mahmûd Paşa’nın avdeti üzerine çekildi. 1223 senesi cumâdelûlâsında Sultân Mahmûd Hân-ı Sânî’nin cülûsunda tekrâr Cebbârzâde Süleyman Amasya mutasarrıfı olduğundan tarafından dördüncü def’a Amasya mütesellimi oldu.

1224 senesi gurre-i muharreminde Benderdi Ali Ağa Amasya mütesellimi olarak geldikte harbe me’mûr olup ma’iyyetinde beş yüz gönüllü askerin başbuğu olduğu hâlde Rus muhârebesine gitdi. Hacı Yûsufzâde Kâsım Paşa’nın ma’iyyetinde harbe girip yararlıkları görüldüğünden Kâsım Paşa’ya vezâret ve buna da mîrahûr-ı evvel pâyesi verildi.

1227’de ikinci def’a beşyüz askerin başbuğu olup İbrâ’îl tarafına me’mûren gitdi. 1231’de avdet edib 1234’de bir maslahat için İstanbul’a celb edilerek orada [402] az müddet sonra vefât etdi. Gâyet zî-nüfûz, müdebbir, âkil, hânedân idi. Amasya’da Millîoğlu Hânı bunundur. Oğulları el-Hâc Mûsâ Ağa ile el-Hâc Mustafa Efendi’dir.