Amasyalıdır. Fuhûl-i ulemâdan el-Hâc İbrâhim Efendi bin el-Hâc İsmâ’îl Efendi bin el-Hâc Hâfız Mehmed Ağa bin el-Hâc Ahmed Ağa bin Sarrâc Mehmed Ağa bin Dervîş Ahmed Ağa bin Şükrullâh Efendi mahdûmudur. İstanbul’da tahsîl-i me’ârif u kitâbet edib Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi’nin himmetiyle Bâb-ı âlîde mektûbî-i sadr-ı âlî kalemine girdi.
Orada tefeyyüz edib hulefâdan ve ba’dehû bâ-rütbe-i hâcegânî ser-halîfe oldu. 1223 senesi cumâdelûlâsında Tepedelenli Ali Paşa’ya ihsân buyurulan vezâret menşûrunu îsâle me’mûren Yanya’ya gitdi. Akl ü inşâsını beğenmiş olan Ali Paşa’nın talebi ve Bâb-ı âlînin müsâ’adesi üzerine kâtib-i dîvânı olup Yanya’da kaldı.
1237’de Ali Paşa maktûlen vefât etdikte Rûmeli vâlîsi Ebû Lebûd Mehmed Paşa’ya dîvân efendisi ve müsteşâr-ı [403] umûru oldu. Mehmed Paşa mu’ahharan Mora ser-askeri olup ordunun idâresinde aczi nümâyân olduğundan 1239 senesi şa’bânının gâyesinde azliyle Dimetoka’ya i’zâm ve emvâli müsâdere edildi.
Bunun üzerine paşadan ayrılıp İstanbul’a geldiği anlaşılmağla Kayseriyye’ye sürüldü. Ancak mebğûz-ı devlet olan Ali Paşa’nın kitâbetinde bulunduğu esnâda ba’zı tahrîratından ve harekâtından dolayı bu da mebğûz olmuşdu.
İstanbul’a celbi ve i’dâmı melhûz iken Ebû Lebûd Mehmed Paşa’ya dehâlet ederek onun kâtib-i dîvânı olması celb ü i’dâmını vakt-ı âhere ta’lîke bâ’is olmuş ve bu def’a kendi ayağıyla İstanbul’a gelmiş olduğundan nefy ve arkasından gönderilen fermân-ı âlî mûcebince Kayseriyye’ye vusûlü günü i’dâm edildi. Gâyet kâtib, münşî, hoş-nüvîs olduğunu “Es’ad Efendi Vekâyi’-nâme”sinde yazıyor.