Amasya’da Üçler Mahallesi’nde mukîm iken maktûlen vefât eden Gıyâseddîn Mansûr Şîrâzî oğludur. Amasya’da hattât-ı meşhûr Ebû’l-Fazl A’rec Efendi’den her türlü yazıları ve ulemâdan edebiyât-ı Arabiyye ve Farisiyye’yi öğrendi.
Ta’lik yazıda mâhir olduğundan Şehzâde Sultân Mustafa Amasya vâlisi olarak geldikde ikbâl ve teveccüh gördü. Hoş sohbet, ifâdesi tatlı olduğundan müşârün-ileyhin nüdemâsından oldu. “Musâhib Çelebi” demekle iştihâr etdi.
Ancak 960 senesi şevvâlinde şehzâdenin şehâdeti üzerine açılan teftîş esnâsında şehzâdeyi kıyâma tahrîk cürmü isnâdıyla yok yere maktûlen ve mağduren vefât etdi. Kâtib, şâir, kıssa-hân, nekre söyler bir adamdı. Birâderi Gıyâs Çelebi’dir. [357]