Amasya’nın cenûbunda kâin Varay kasabasında oturan züamâdan Câfarlu Halîl Bey bin Kubad Bey’in oğludur. Kendisinin vekâyi-nâmesi olan Zünnûn-nâme’de Varay’da tekke ve imâreti olan Çingiz hânedânından Ecaytu Noyan evlâdından olduğu ve Ece Sultânoğlu dendiği mezkûrdur.

Evaili hâlinde 893’de Mısır harbinde maktûl olan pederinin zeâmetine mutasarrıf olarak Varay kasabasında mukîm oldu. Ba’dehû Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed’e intisâb ederek Varay Kazâsı Beyi olup temâyüz etdi.

Sonra Şâh İsmail Safevî havâssından Mardinli Hoca Nureddîn Şâhkulu hulefâsından Uglanşurlu Ermeni muhtedîsi Celâl Baba’ya uyduğundan kızılbaş olup merkûmdan hilâfet-nâme alarak Zünnûn halife dendi. Şehzâde-i müşârün-ileyhe zâhiren ibrâz-ı sadâkat ve Şâh İsmail’e de sırren biât etdi.

917’de Şâhkulu kumandasında toplanan Şia [578] ordusuna iltihâk ederek eşkiyâdan oldu. Târihimizin birinci bâbında tafsîl edildiği üzere bu eşkıya ile sadrâzam ve serdâr Atik Ali Paşa ordusu harben münhezim olduğu halde Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed tahta cülûs etmek kaygısıyla İstanbul’a gidip Amasya’yı boş bırakmışdı.

Bu esnâda Amasya vâlî kâ’im-makâmı şehzâde Ahmed’in mahdûmu Sultân Murâd idi. Sadr-ı a’zam mecrûhan Amasya’da vefât etmişdi. Tam fırsat zamanı olduğunu anlayan sahib-i terceme ma’iyyetinde bulunan kızılbaşlarla 917 senesi zilhiccesinde Amasya’yı ansızın basıb istîlâ etdi.

918 senesi muharreminden itibâren Amasya vilâyetine hâkim oldu. Nüfûz ve sultası iki ay kadar sürdü. Bu müddet zarfında sünnî Türklere yapmadığı fenâlık, işkence kalmadı. Sene-i mezbûrenin saferinde taht-ı saltanata çıkan Sultân Selîm Hân tarafından Amasya’yı istihlâsa Dâvûd Paşazâde Mustafa Paşa’yı gönderdi.

Amasya’nın erkân ve efrâdı buna fevkalâde yardım eylediğinden sene-i mezbûrenin rebîülevvelinde Amasya’dan kaçıb [579] Varay taraflarına çekildi. 920’de Sultân Selîm ordusuyla Sivas’a doğru hareket etdiği zaman İran hudûduna kaçıb gizlendi.

924’de Amasya’dan İran’a firâr eden Şehzâde Sultân Murâd bin Sultân Ahmed Hân İran Şâhı’nın ma’iyyetine verdiği kuvvetle Sivas’a doğru hareket etdiği esnâda ma’iyyet-i mevcûdesiyle Sultân Murâd’a gelip biât ederek Karahisâr-ı Şarkî etrafından tahazzüb etdi.

Bu esnâda Sivas Beylerbeyi Şadi Paşa ile Amasya ve Karahisâr-ı Şarkî beylerinin tazyîkâtına mukâvemet edemeyib Harput dağlarına kaçdı. 928’de Alman harbinden dolayı Anadolu askeri harbe gitmesinden bil-istifâde Tokat ve Zile taraflarına gelip hasârâta başladı.

929’da Anadolu Beylerbeyi Ferhat Paşa’nın pek şedîdâne takîbâtına uğradığından yine uzaklara kaçıb yakasını ve ma’iyyetini kurtardı. Ancak 931’de bütün Anadolu eşkiyâsı yer yer harekete geçtiği esnâda Sivas, Tokat, Amasya ve havâlisine sâikâ-i belâ [580] gibi indi. Her tarafı şiddetle sardı.

Peçevî İbrâhim Efendi Târihi’nde diyor ki: “Bunların başında Şehzâde Sultân Ahmed oğlu Sultân Murâd vardı.” Fatih Kütübhânesinde 1189 numarada mukayyed “Mesâbîh” kitâbının sonunda gördüğüm ve 924 senesi vekâyiinde aynen nakl ve tahlîl etdiğim kitâbede bunu müeyyid görüldü.

932 ma’rekesinde Konya, Sivas valileri ve birçok sancâk beyleri şehîden vefât etdi. Ordularını bozub hayli hasârât-ı azîme îkâ ederek Sultân Murâd’ın varlığını gösterdi. Ancak 933 senesi recebinde her taraftan muhâsara edilerek kendisi tutulub i’dâm ve ma’iyyet-i mevcûdesi târ u mâr edildi.

Maiyetinden ba’zı esdikâsı cenazesini alıb defn ederek üzerine bir türbe yaptılar. Mecidözü civârında Zünnûn-ı Mısrî nâmına mevcûd olan türbenin bu Zünnûn Baba’ya âid olduğu ve sonradan Zünnûn-ı Mısrî dendiği zann olunur. Bu türbe bütün kızılbaşların muhterem ziyâretgâhı görüldü. [581]