Özgün Metin

Vezin: Vâfir (mufâ‘aletun mufâ‘aletun fa‘ûlun)

لهذا اليَومِ بَعْدَ غَدٍ أرِيجُ
وَنَارٌ في العَدُوّ لهَا أجيجُ

Li-hāẕe'l-yevmi ba‘de ġadin erīcu
Ve nārun fi'l-‘aduvvi lehā ecīcu

وَفِينَا السّيْفُ حَمْلَتُهُ صَدُوقٌ
إذا لاقَى وغارَتُهُ لَجُوجُ

Ve fīne's-seyfu ḥamletuhu ṣadūḳun
İẕā lāḳā ve ġāratuhu lecūcu

نُعَوّذُهُ مِنَ الأعْيَانِ بَأساً
وَيَكْثُرُ بالدّعاءِ لَهُ الضّجيجُ

Nu‘avviẕuhu mine'l-a‘yāni be'sen
Ve yekṡuru bi'd-du‘ā'i lehu'ḍ-ḍecīcu

رَضِينَا والدُّمُسْتُقُ غَيرُ رَاضٍ
بمَا حكَمَ القَوَاضِبُ والوَشيجُ

Raḍīnā ve'd-dumustuḳu ġayru rāḍin
Bimā ḥakeme'l-ḳavāḍibu ve'l-veşīcu

فإنْ يُقْدِمْ فَقَد زُرنَا سَمَنْدُو
وَإن يُحْجِمْ فمَوعِدُنَا الخَليجُ

Fe-in yuḳdim fe-ḳad zurnā Semendū
Ve in yuḥcim fe-mev‘idune'l-ḫalīcu

Günümüz Türkçesiyle

1. Bugünün yarından sonra güzel bir kokusu olacak (bu zaferin haberi her yana yayılacak); düşmanın içinde ise alev alev yanan bir ateş var.

2. Aramızda öyle bir kılıç (Seyfüddevle) var ki düşmanla karşılaştığında hücumu boşa çıkmaz, baskını da inatla sürer.

3. Onun yiğitliğini kem gözlerden Allah'a sığınarak koruruz; onun için edilen duaların uğultusu çoğaldıkça çoğalır.

4. Keskin kılıçların ve mızrakların verdiği hükme biz razı olduk; Domestikos (Bizans başkomutanı) ise razı değil.

5. Eğer üstümüze gelirse bilsin ki biz Semendû'yu ziyaret ettik (oraya kadar vardık); eğer çekinip gelmezse buluşma yerimiz Halîc'tir (Bizans'ın başkenti önündeki boğaz; neşirdeki tercümede "Haliç").

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu beş beyit, Mütenebbî'nin Seyfüddevle için yazdığı on iki beyitlik bir kasidenin birinci, dokuzuncu, onuncu, on birinci ve on ikinci beyitleridir. Kaside Arap aruzunun vâfir bahriyle yazılmıştır ve bütün beyitler "-îcu / -ûcu" sesiyle biten "cîm" kafiyelidir; bu yüzden Arap edebiyatında kafiye harfine göre "Cîmiyye" diye anılan kasideler arasına girer. İlk beyitte iki mısraın da aynı kafiyeyle bitmesi kasidenin açılışına özgü bir uygulamadır. Beyitleri Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar Amasya Tarihi'nde, Seyfüddevle'nin Harşene seferini anlatırken bu seçimle aktarır ve beyitlerin Ahbârü'd-düvel'de kayıtlı olduğunu belirtir; son beyti ayrıca Ziyâre mahallesini anlatırken tekrarlar. Arap harfli metin, e-kitabın metin katmanı bozuk olduğu için divanın yaygın metninden verilmiştir; Hüsameddin'in metninde üçüncü beytin ikinci mısraı "yekṡuru" yerine "nukṡiru" (çoğaltırız) okunur. Vezin tespiti ve Latin harfli okuma bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kaside bir zafer müjdesiyle açılır. "Erîc", güzel ve yayılan kokudur; şair zaferin şanını, ertesi günlerde her yana yayılacak bir koku gibi anlatır ve bunu düşmanın içinde yanan ateşin "ecîc"iyle, yani çıtırtılı alevlenmesiyle karşılaştırır. İki mısra arasında kokuyla ateş, sevinçle felaket arasında kurulan karşıtlık beytin özüdür. İkinci beyitte emîrin lakabı bir söz oyununa dönüşür: "Seyfüddevle" devletin kılıcı demektir ve şair "aramızda bir kılıç var" derken hem emîri hem gerçek kılıcı anlatır. Hücumunun "sadûk", yani sözünü tutan, hedefini bulan bir hücum olması, kılıcın keskinliğiyle emîrin kararlılığını aynı kelimede birleştirir. Üçüncü beyitte ordunun emîre bağlılığı nazardan korunma inancıyla anlatılır: o kadar yiğittir ki kem göze uğramasından korkulur ve ona dua edenlerin sesi bir uğultuya dönüşür.

Son iki beyit düşmana seslenir. Savaşın hükmünü kılıçlar ve mızraklar vermiştir; Arap şiirinde "kavâdıb" keskin kılıçları, "veşîc" ise mızrak sapı yapılan kamışları anlatır. Bizans başkomutanı Domestikos bu hükme razı değilse iki yol vardır: yeniden savaşa gelirse Müslüman ordusunun Semendû'ya kadar ilerlemiş olduğunu bilmelidir; gelmezse ordu bu kez onu Bizans'ın kapısında, Halîc'te bekleyecektir. Beyit bir meydan okuma ve bir tehdittir.

Tarihî Bağlam

Kasidenin önemi, son beyitte adı geçen Semendû'dan gelir. Hüsameddin, Bedreddin el-Aynî'nin "Zemendû'ya Ziyâre de denir" kaydına dayanarak bu yeri Amasya'nın doğusundaki Ziyâre mahallesi sayar ve Seyfüddevle'nin 338 yılında Harşene'ye, yani Amasya'ya girip Semendû'da iki ay kaldığını yazar. Ancak beyit yalnız Müslüman ordusunun Semendû'ya kadar vardığını söyler; Amasya'nın, Harşene'nin ya da bir şehir kuşatmasının adı geçmez. Hüsameddin'in kendisi de Kâmûs şârihinin Semendû'yu Belgrad ya da Semendire saydığını, Kayseri sancağında Zamantı adlı bir kale bulunduğunu kaydeder; birincisini tarihî olarak imkânsız bulur, ikincisini adı "Ziyâre" diye geçmediği için reddeder. Mütenebbî'nin andığı Semendû'nun Amasya'daki Ziyâre olduğu başka bir kaynakla doğrulanmamıştır ve bu yüzden kasidenin Amasya ile ilgisi tartışmalıdır. Konu, şairin biyografi sayfasında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar