Özgün Metin

Vezin: Tavîl (fa‘ûlun mefâ‘îlun fa‘ûlun mefâ‘ilun)

فَوَدّعَ قَتْلاهُمْ وَشَيّعَ فَلَّهُمْ
بضَرْبٍ حُزُونُ البَيضِ فيهِ سُهولُ

Fe-vedda‘a ḳatlāhum ve şeyya‘a fellehum
Bi-ḍarbin ḥuzūnu'l-bayḍi fīhi suhūlu

على قَلْبِ قُسْطَنْطينَ مِنْهُ تَعَجّبٌ
وَإنْ كانَ في ساقَيْهِ مِنْهُ كُبُولُ

‘Alā ḳalbi Ḳusṭanṭīne minhu te‘accubun
Ve in kāne fī sāḳayhi minhu kubūlu

لَعَلّكَ يَوْماً يا دُمُسْتُقُ عَائِدٌ
فَكَمْ هارِبٍ مِمّا إلَيْهِ يَؤولُ

Le‘alleke yevmen yā Dumustuḳu ‘ā'idun
Fe-kem hāribin mimmā ileyhi ye'ūlu

Günümüz Türkçesiyle

1. (Seyfüddevle) düşmanın ölülerini uğurladı, bozguna uğrayıp kaçanlarını da öyle darbelerle yolcu etti ki miğferlerin tümsekleri o darbelerle düzlüğe döndü.

2. Kostantin'in kalbinde ona karşı bir hayranlık var, bacaklarındaki prangalar onun (vurdurduğu prangalar) olsa da.

3. Ey Domestikos, belki bir gün sen de geri dönersin; nice kaçan kimse vardır ki sonunda kaçtığı şeye döner.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu üç beyit, Mütenebbî'nin Seyfüddevle için yazdığı ve "Leyâlî ba‘de'z-zâ‘inîn şükûlü" (göçüp gidenlerden sonra gecelerim birbirine benzer) mısraıyla başlayan uzun kasideden alınmıştır. Kaside Arap aruzunun tavîl bahriyle yazılmıştır ve kafiyesi "lâm" harfidir; bu yüzden kafiye harfine göre "Lâmiyye" diye anılabilir. Üç beyit kasidede art arda gelir ve emîrin Bizans ordusunu bozduğu savaşın sonunu anlatır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar Amasya Tarihi'nde ilk iki beyti, sonra üçüncüsünü, Seyfüddevle'nin Harşene kuşatmasını ve Bizans komutanının oğlunun esir düşmesini anlatırken aktarır; neşrin dipnotlarında beyitlerin Türkçe tercümesi verilmiştir. Arap harfli metin, e-kitabın metin katmanı bozuk olduğu için divanın yaygın metninden verilmiştir; vezin tespiti ve Latin harfli okuma bizimdir.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyitte "veddaa" (veda etti) ve "şeyyaa" (yolcu etti, uğurladı) fiilleri, bir ev sahibinin misafirini uğurlaması gibi kibar sözlerdir; şair bunları savaşta öldürülen ve kaçan düşmanlar için kullanarak acı bir alay kurar. Darbenin şiddeti bir abartmayla anlatılır: miğferlerin tepeleri ve tümsekleri ("huzûn") ovaya ("suhûl") döner. Tümsek ile düzlük arasındaki karşıtlık, Arap şiirinde tıbâk denen zıtlık sanatının güzel bir örneğidir.

İkinci beyit esir düşen genç Kostantin'i anlatır. Şair onun kalbinde emîre karşı bir hayranlık bulunduğunu söyler, hem de ayaklarındaki zincirler emîrin vurdurduğu zincirler olduğu halde. Düşmanın bile yenildiği kişiye hayran kalması, övgünün en yüksek biçimi olarak sunulur. Üçüncü beyit Kostantin'in babasına, kaçan Bizans başkomutanı Domestikos'a seslenir ve bir hikmetle biter: insan kaçtığı şeye sonunda döner. Bu söz hem bir tehdittir, çünkü Domestikos yeniden savaşa gelirse aynı sonu bulacaktır, hem de Mütenebbî'nin sık başvurduğu, dillere dolaşan veciz mısralardan biridir.

Tarihî Bağlam

Hüsameddin bu beyitleri, Seyfüddevle'nin 342 yılında Harşene'yi, yani ona göre Amasya Kalesi'ni kuşattığı ve kaleden aman dileyenler arasında Domestikos'un oğlu Kostantin'in bulunduğu anlatısına bağlar. Bugünkü tarihler, Bizans başkomutanı Bardas Fokas'ın en küçük oğlu Konstantinos'un 953 yılında Maraş yakınlarındaki savaşta Hamdânîlere esir düştüğünü kaydeder. Hüsameddin'in verdiği 342 yılı bu tarihe denk gelir, ama yer farklıdır. Beyitlerin alındığı kasidenin kendisi de yer adları bakımından açık bir tablo çizer: kasidede Malatya, Kubâkıb suyu, Fırat, Hanzit, Simnîn, Hısnu'r-Rân, Sümeysat ve Maraş anılır, Harşene ya da Amasya anılmaz. Kostantin'in esareti böylece Amasya'dan uzakta, Fırat ile Maraş arasındaki bölgede yaşanmış bir olay olarak görünür. Tartışma, şairin biyografi sayfasında ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar